HAYATIN İÇİNDEN > Din ve İnanç

Müslümanlar ne zaman ilerledi ne zaman geriledi?

<< < (3/3)

musabe:

--- Alıntı yapılan: Kardelenim - Mart 01, 2006, 00:02:41 ÖÖ ---
--- Alıntı ---Dindeki bu bilgisizliğimiz, Hak' tan yüz çevirmemiz, sünnetlere uymayışımız, Evliyaullahtan kaçıp omları sevmememiz devam ettiği müddetçe, hiç şüphe yok, dinimiz de, dünyamız da mahvolup gider. Gitti, gidiyor.

--- Alıntı sonu ---

Bunu ben de düsünüyorum. Biz müslümanlar Allah' tan uzaklastikca batiyoruz. Degerimizi kaybediyoruz..

--- Alıntı sonu ---

Sistem O'nun, mülk O'nun... İstediği belli kulluk... Kulluktan bi haber olunca, bizlerde sistemin dışında kalmaya mahkum oluyoruz...

Rahmetine sığınıyorum...

Kardelenim:



BİRUNÎ: Astronomi ve Matematik Dehası


 Al Biruni (Abu’l-Rayhan Muhhamed ibn Ahmad Al- Biruni) 973 yılında şimdi Khiva olarak bilinen şehirde,

Özbekistan’da doğdu. İlk öğrenimini yunanlu bir bilginden aldı. Tanınmış ve seçkin bir aileden gelen Harezm'li

matematikçi ve gökbilimci biri tarafından evlat edinilen el-Biruni ilk çalışmalarını bu alimin yanında yaptı. İlk eseri

Asar-ül Bakiye'dir.

     Klasik eserleri Takvim bilim (Kronoloji), gelenekler ve Hint Astrolojisi üzerinedir. Khiva şehri antik Yunanlılar

ve Romalılar tarafından Chorasmia adlıyla bilinmekteydi ve Pers İmparatorluğunda, Khwarizm’in Güney ve

Günaybatısında yaşayan Sogdian Magi topluluğun ana vatanıydı. Hindistan’a olan yakınlık yüzyıllar boyunca bu

bölgenin Hint kültürü ve biliminden etkilenmesine neden olmuştur.

     Al Biruni’nin en bilinen yapıtı The Book of Instructions in the Elements of Astrology’dir. (Tafhim, 1029 yılı) Bu

kitap 1934’te Ramsay Wright tarafından İngilizce’ye çevrildi.

     Al Biruni matematikte, bilimde, astronomi ve astrolojide son derece yüksek bir kültürel topluluktan gelmekte.

Bir çok eserinde halkların kültürleri ve onları çevreleyen bilimlerden söz eder. Hint numerik sistemini incelmiş ve

enlem/boylamın en kesin biçimde nasıl hesaplanabileceğini göstermiştir. Ibni Sina'nın (Avicenna) çağdaşıdır.

     Pek çok yolculuk yapan Al Biruni Eski Kültürlerin Kronolijisi kitabını yazmış, karşılaştırmalı kültür incelemesi

yapmıştır. 1010 yılında El-Memun akademisina kabul edilen Biruni, Gazneli Mahmud'un Harezm'i işgali

sonrasında esir alındı. Bu yıllarda Gazne’li Mahmudun saray astroloğu olmuştur. 1016-1029 yılları arasında

Hindistan’a yolculuk yapmış ve yine bir klasiği olan Hindistan (India) kitabını yazmıştır. Tafhim kitabı da bu sürede

yazılmıştır.

     Tafhim pek çok bakımdan dikkat çeken bir kitaptır. Kitabın ilginçliği daha o zaman ortaçağ Doğu’sunda bir

kadına ithaf edilmiş olmasından başlar. Bu kadının (Rayhana bint al-Hasan) Biruni’nin Persli bir öğrencisi

olduğunu anlıyoruz. Biruni bu kitabında günümüz modern standartlarını da aşarak Astroloji konusunda neler

bilinmesi gerektiğini açıklayan metinler koymuştur.

     Tafhim bir bakıma Ptoleme’nin Tetrabiblos’u ile eş değer görülmelidir. Hatta Tafhim bir bakıma yine

Almagest’ten (Ptoleme’nin Astronomi kitabı) de alıntılar içerdiği için Tetrabiblos’tan daha gelişkin kabul edilebilir.

Al Biruni’nin yaklaşımı Astroloji’yi matematik içine yerleştiren biçimdedir ve ilk etapta Geometri ve Aritmetik

bilgilerini sunar. Bu kitapta 5 elementten bahsedilmektedir. (ateş, toprak, hava, su ve eter) O zamanın cebiri

(Algebra) tamamen okült olarak görülmekteydi ve kitapta Jeosantrik Astronomi, göksel daireler, takım yıldızlar,

gezegenler o zamanki bilgiler çerçevesinde sunulur.

     Tafhim’in son bölümü horary astroloji yer almaktadır. Biruni Astroloji’yi 5 kategoriye ayırmıştır. Bunlar

Meteoroloji, Dünya Astrolojisi /Mundane, Mundus, Latince dünya demek), Kişi üzerindeki çevresel etkiler, insani

faaliyetler ve işler, Horary ve Seçim (Electional) Astrolojisi   

     Biruni yaşam süresi uzunluğu hakkında da hyleg ve alcocoden kavramları üzerinde durmuştur. Bu isimlerin

Perslerden alındığını biliyoruz. (Hyleg yaşam veren anlamındadır, Yunanca Apheta, Alcocoden ise yaşamı ölçen

gezegen olarak değerlendirilir) Bu metot daha sonra ortaçağda İtalyan Astrolog Guido Bonatus tarafından ele

alınmıştır.

     (Liber Astronomiae)

     Öngörü aşamasında ise Al Biruni’nin Güneş Dönüş haritalarını, ilerletimleri ve Profeksiyonları kullandığını

görüyoruz.

     Biruni'nin eserlerinin sayısı 150'den fazladır. 70 tane astronomi, 20 tane de matematik kitabı vardır. Tıp,

biyoloji, bitkiler, madenler, hayvanlar ve yararlı otlar üzerine bir dizin oluşturmuştur. 1048 yılında yetmiş

yaşındayken ölmüştür.

careca:
Çağın hemde çok gerisinde kaldığımızı düşünüyorum.Bunun en büyük sebebide cahillik,eğitimsizlik.İslam toplumlarına bakın,dünyada en düşük okur-yazar nüfusuna sahip toplumlar neredeyse!Cahil insanlar her yöne çekilir.Cahil insanların seçtiği liderlerden ne hayır gelir!İşte böyle kukla,dünya nimetlerine dalmış ahiretini unutmuş,kişiliksiz,onursuz liderlerlede ilerlemek kabilmidir?Allah'ın ilk emrini("OKU") ve Hz.Muhammed(a.s) efendimizin ilimle ilgili hadislerini terk ettiğimizden beri geriyiz!Sevgi ve saygıyla...

g-g-e-ö:
1- Ne zamanki kurandan uzaklaştı ...
2- Ne zamanki aklını kiraya verdi..
3-Ne zamanki hz muhammedi hz isa gibi ilahlaştırdı..
4-Ne zamanki fırkalaştı...
5-Ne zamanki gözünü kulağını kapadı..
6- Ne zamanki güce ve paraya değer verdi
7-Ne zamanki yardıma ihtiyacı olana arkasını döndü..
8- Ne zamanki kendilerini feda edenleri enayi görüp desteklemedi..
9-Ne zamanki köşesine çekilip çalışmadan sefa sürenlerin sözlerine itibar etti..
10-Ne zamanki karşıdakine telkin etti ama kendi yapmadı..
11-Ne zamanki diğer dinlerdekilerin (gerçi hepsi islamdı )yollarını takip etti..

Geriledi ben henüz ilerlediğine şahit olmadım allahualem

hodgam:
atalarımızın yaptıklarıyla övünmek bize ne kazandırır? belki kendimize olan güvenimzi bir parça artırabilir ama gerçeği görmemizide engeller diye düşünüyorum. İslam dünyası tam anlamıyla bir zilleti yaşıyor. abbasiler döneminde, batının sırt çevirdiği yunan mirasını alıp islamın ilkeleriyle zirveye çıkardığımız; felsefeden, tıbba, astronomiye, matematiğe kadar bir çok konuda yüzyıllarca aşılamayacak örnekler verdiğimiz bir gerçek. ama biz liyakatimizi kaybedince, ki bu dönem rönesansa denk geliyor, batının bu meşaleyi bizden aldığı ve yine zirvelere taşıdığıda bir gerçek. şu varki batı bilim alanında kayettiği başarıyı başka alanlarda gösteremedi. gücünü zulümden aldığı için bir şevkat medeniyyeti olamadı. insan ruhunu tatmin edemedi. ama bu bizi yanıltmasın "zulümle abad olunmaz" şu bulunduğumuz durumda batı bizden daha zalim değil. islam ülkelerindeki demokrasi eksikliği, hem halka yapılan en büyük zulüm hem de (tırnak içindeki sözün  tam da ifade ettiği gibi) geri kalmışlığın en büyük sebebidir.   

Navigasyon

[0] Mesajlar

[*] Önceki Sayfa

Tam sürüme git