Gönderen Konu: Engelli Çocuklarda Ön Ergenlik ve Ergenlik Dönemi  (Okunma sayısı 3396 defa)  Facebook 

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı ZaferOguz

  • Emektar Üye
  • *****
  • İleti: 630
  • Cinsiyet: Bay
Engelli Çocuklarda Ön Ergenlik ve Ergenlik Dönemi
« : Kasım 21, 2008, 11:56:19 ÖÖ »
Merhaba arkadaşlar. Engelli bir evlada sahip olup O'nu büyütmek ne kadar zordur bilirim. Bu zorluğun belki de en zor kısmı ergenlik dönemi oluyor. Bu bölümde tecrübelerinizi, yaptıklarınızı, anne ve baba'nın özellikle zihinsel engelli çocukların ergenlik dönemindeki davranışlarının nasıl olması gerektiği konusunda bulabildiğiniz bilimsel yazıları paylaşabiliriz. Bu zor dönemi yaşayan otistik bir çocuğa sahip olan bir baba olarak sizlere şimdiden teşekkür ederim. Bu bölümde özellikle konunun uzmanı doktor, psikolog ve eğitimci arkadaşların yazılarını görmek bizleri çok mutlu edecek.  Acaba ergenlik dönemine giren bir engelli çocuğa nasıl davranılmalı, yaptıkları yanlış hareketler nasıl düzeltilmeli. Anne babalar siz ne gibi zorluklar yaşıyorsunuz, nasıl çözüyorsunuz ya da bu konuda nasıl bir yardım istiyorsunuz... Burada paylaşalım...
Sevgiyle kalın...
Oğuz ...
"Zaman En Değerli Hazineniz..."
CEM'in Babası ...

Çevrimdışı mavilim

  • Emektar Üye
  • *****
  • İleti: 3355
  • bir ben...
Engelli Çocuklarda Ön Ergenlik ve Ergenlik Dönemi
« Yanıtla #1 : Kasım 21, 2008, 11:58:31 ÖÖ »
ZİHİN ENGELLİLERDE ERGENLİK DÖNEMİ VE CİNSELLİK

Zeka, karmaşık bir süreçtir.Zihnin pek çok yeteneğinin uyumlu çalışması sonucu ortaya çıkar.Burada zihinsel etkinliklerden algılama, bellek, düşünme, uslamlama, öğrenme gibi birçok işlevini içerir.Yörükoğlu (1983) ‘Zihin öğrenme, öğrenilenden yararlanabilme, yeni durumlara uyabilme ve yeni çözüm yolları bulabilme yeteneğidir.’ tanımını kullanmaktadır.Zeka, insanların karşılaştığı durumları değerlendirmesi ve yeni bir davranma biçimi geliştirmesindeki en temel araçtır.
Zeka geriliği en kısa anlatımı ile kişinin karşılaştığı durumları değerlendirme ve bunun sonucunda yeni davranış biçimi, çözüm üretmede çok sınırlı olması ya da hiç başarılı olamama durumudur.Burada önemli olan nokta zihinsel yeteneklerinin yavaş gelişmesidir.Zihinsel geriliği olan kişi, zeka yaşına göre eğer çok geri değilse, gelişemez değil yavaş gelişir.
Zihin özürlü birey, yaşıtlarının yaptıklarını yapamayan kişidir.Ancak zeka yaşı aynı olanlarla eş davranış ve düşüncede bulunur.Zihinsel özürlü çocuk doğum yaşının değil, zeka yaşının ihtiyaçlarını yaşar.Bu gereksinimler çerçevesinde temel düşünce sistemini olgunlaştırır.Zihin engelli bireyler de diğer bireyler gibi normal gelişim evrelerinden geçip, her evrenin kendine özgü ihtiyaçlarını hisseder ve yaşarlar.

ZİHİN ENGELLİ BİREYLERDE ERGENLİK DÖNEMİ VE CİNSELLİK

1. ZİHİN ENGELLİ BİREYLERDE ERGENLİK DÖNEMİ

1.1. Ergenlik Dönemi

Ortaokul ve dönemleri içerisine giren 13-21 yaş grubu ergen olarak kabul edilmektedir.Bu dönemde ergenler fiziksel, zihinsel, duygusal, sosyal ve cinsel gelişimlerini tamamlarlar.
Beden şekli ve oranlarındaki önemli değişiklikler, ergenlikteki fiziksel büyümenin karakteristiğidir.
Herhangi bir yetersizliği bulunmayan 12 yaş ve üzeri olan bireyler zihinsel gelişim çerçevesinde varsayımlar kurabilir, mantıksal sonuçlar çıkarabilir ve karmaşık sorunları sistemli biçimde çözebilir.Bu dönem gençleri kendi görüşlerini haklı gösterebilecek düşünce kurallarını ve mantık yollarını bulmaya başlarlar.
Bu dönemde duyguların şiddet kazandığı görülür.Genç; asilik, hırçınlık, dalgınlık, dikkatsizlik, alınganlık, dersleriyle ilgilenmemek, tırnak yemek, kabadayılık, yüksek sesle konuşmak, ukalalık ve kuralları umursamama gibi davranışlar sergileyebilir.
Bu dönemde ergen; çabuk kurulan ve bozulan ilişkiler, kolay etkilenme, toplum içinde sivrilme, ilgi çekme, rol sahibi olma çabası içindedir.Toplumda saygınlık kazanmaya ve statü sahibi olma gereksinimi duyar.Toplumsal uyum geniş ölçüde bu gereksinimin karşılanmasına bağlıdır.
Ergenlik dönemindeki biyokimyasal değişimlerin önemli etkilerinden biri de cinsel dürtülerdeki ve duygulardaki artıştır.Birçok ergen için bu yeni keşfedilen duygular şaşkınlık ve kaygı kaynağı olabilir.Bu dönemde birey kendi cinsinin davranış kalıplarını benimser.Aynı zamanda cinsel dürtüleri denetim altına almayı, cinselliğe karşı sağlıklı tutum geliştirmeyi ve karşı cinsle olan ilişkilerinde saygılı-ölçülü olabilmeyi öğrenir.

1.2. Zihin Engelli Bireylerde Ergenlik Dönemi

Her birey gibi zihin engelli birey de ergenlik dönemini yaşar.Zihin engelli ergenler bireysel özelliklerine uygun olarak fiziksel, zihinsel, duygusal, sosyal ve cinsel gelişim evrelerinden geçerler.
Zihin engelinin beraberinde bedensel yetersizliği bulunmayan zihin engelli ergenler, fiziksel gelişimlerini normal ergenler gibi tamamlayabilirler.Fiziksel gelişimlerinde boy uzaması, kilo artışı ve hem cinslerine uygun vücut biçimlenmesi gözlenmektedir.
Zihin engelliler hayatı tam ve kesin olarak algılayamazlar.Buna paralel olarak zihinsel gelişim dönemlerinde, diğer gelişim dönemlerinde olduğu gibi normal ergenlerle gösterdikleri uyumu yakalayamazlar.Bu bireyler zihinsel gelişimlerini takvim yaşlarına göre değil de bireysel özelliklerine göre tamamlamaktadırlar.
Normal ergenlerde olduğu gibi zihin engelli ergenlerde de ergenlik döneminde duyguların şiddetinin arttığı görülmektedir.Bu dönemde zihin engelli birey sinirli, asi, dikkatsiz ve alıngan olabilmektedir.Ayrıca bağırma ve her şeye karşı gelme gibi özellikler de gösterebilmektedir.
Ergenlik döneminde zihin engelli ergenin de çevresiyle olan etkileşimi artmaktadır.Fakat bu bireylerin toplumsallaşmasında diğer bireylere nazaran daha çok desteğe ihtiyaçları vardır.Zihin engelli ergenlerin bu ihtiyaçlarına tam olarak cevap verilmemesi halinde toplumda sönük kalırlar.Böylece etkileşimde bulundukları çevre okul çevresi ve aile
Yaşanmışlıklar öğretti bana susmayı
Belkide hiç yaşanmamışlıklar
Varolduğunu sandığım sevgilimin
Belkide hiç olmamışlıkları öğretti susmayı
Verdiklerimle veremediklerimin arasında
Belkide hiç anlaşılamamışlıklar öğretti bana susmayı

Mavilim

Çevrimdışı mavilim

  • Emektar Üye
  • *****
  • İleti: 3355
  • bir ben...
Engelli Çocuklarda Ön Ergenlik ve Ergenlik Dönemi
« Yanıtla #2 : Kasım 21, 2008, 11:59:40 ÖÖ »
Otistik bireylerde cinsel eğitim:
Cinsel kimliğini tanıma
Cinselliğin fizyolojik yönü
Cinselliğin psikolojik yönü
Otistik bireyin ergenlik dönemine yönelik yurt dışındaki uygulamalar
Otistik bireylerin cinsel eğilimleri
Otistik bireylerde sorunlar ve cinsel eğitim
a-Bireye yönelik eğitim
b-Kurumsal eğitim

c-Aileye yönelik eğitim
d-Yakın çevreye yönelik eğitim
Otistik bireylere yönelik cinsel istismar
 
   Otistik çocuklar eğitim projesi 3-15 yaş arası bireylere yönelik hazırlanmış olmasından dolayı bu bireylerin cinsel sorunları ve çözümleri ile ilgili herhangi bir çalışmayı kapsamamaktadır. Kurumsal olarak uygulamada otistik bireylerin cinsel sorunları ile ilgili sık sık problemlerle karşılaşıldığından dolayı, bu dönemlere yönelik çalışmalara ihtiyaç duyulmuştur.

   Grup olarak yaptığımız araştırmalarda otistiklerin cinsel sorunlarına yönelik herhangi bir çalışmaya rastlanmamıştır. Sadece zihinsel engellilere yönelik bazı ön çalışmalar mevcuttur.

   Otizm henüz yeni bir alan olması sebebiyle yurt içinde ve dışındaki çalışmalar cinsellikten ziyade bireye sosyal, akademik ve psikolojik beceriler kazandırmaya yöneliktir.

   Bu nedenle otistik bireylerin ön ergenlik ve ergenlik dönemine yönelik yapılacak çalışmaların velilerden alınan bilgiler ve uygulamada edinilen verilerle gerçekleşebileceği şu aşamada tek yol gözükmektedir.


    Otistik çocuklar eğitim merkezinde bu amaca yönelik bir komisyon kurulmuş olup, bu komisyon 20 Kasım 2001 ile 25 Temmuz 2002 tarihleri arasında, OÇEM çalışma grubunun İzmir'de tespit etmiş olduğu yetişkin 80 otistik bireye ve ailelerine yönelik gözlemler yapmış, veriler toplanarak bu raporun alt yapısı oluşturulmuştur.

   Komisyonda toplanan verilere dayanılarak edinilen bilgilerden otistik bireylerin cinsel gelişim evrelerinde normallerden çok farklılık gösterdiği görülmüştür. Eğitimciye ve aileye zaman zaman ciddi problemler yarattığı için konunu her yönüyle ele alınıp çözüm önerilerinin tespit edilmesine gerek duyulmuştur.

OTİSTİK BİREYLERİN CİNSELLİĞİ:
 
   Otistik çocuğun cinsel gelişiminde önemli bir farklılık yoktur. Onlarda da biyolojik saat yaşıtlarına oranla belki farklı işliyordur ama vardır. Cinsel eğitimded de diğer eğitim alanlarında olduğu gibi fark geç ve güç öğrenmelerinden algılama, muhakeme ve kavrama becerilerindeki yavaşlıktan kaynaklanmaktadır.
 
   Tüm insanlar biyolojik özellikleri gereği seksüel dürtüye sahiptir. Seksüel davranışlar toplum tarafından en çok baskı altına alınıp, sınırlandırılan davranışlardandır. Konu böyle bir bakış açısı ile ele alınınca bu alandaki eğitiminde zorlu ve hala sakıncalı görülen uzun bir yol olduğu kendiliğinden ortaya çıkacaktır.
 
   Dünya literatürüne baktığımızda, henüz normal çocukların cinsel eğitimi konusunda bile esaslı bir program olmadığını görmekteyiz. Pek çok aile ve eğitimci otizmi yaşayan çocukların öz bakım alışkanlıkları ve akademik eğitim düzeyi hakkında doğru bilgilere sahiptir. Ancak çocuğun cinsel konulardaki bilgi düzeyi hakkında az şey söylenebilir.

   Normal çocuk TV, ailenin gözlemesi, arkadaşları ile konuşarak, cinsel deneyim ve sorunlarını tartışarak, okuyarak öğrenebilecektir. Otistik çocuk bunlardan yoksun olduğu gibi ailenin belli bazı endişeleri nedeni ile daha fazla baskı kontrol yolu ile kendi kabuğuna çekilecek, sorun sadece bir süre için askıya alınacak, ardından daha şiddetlenerek tekrar ortaya çıkacaktır.


   Otistik çocukların eğitiminde tüm dünyada tartışılan önemli bir konu da entegrasyon ve normalleştirmedir. Normalleştirmenin temeldeki en zor ve ciddi sorunu da seksüel davranış alanıdır. Psikoseksüel gelişme tanımlanması oldukça karmaşık bir durumdur. İnsanın gelişme süreci, bebeklikten çocukluğa, çocukluktan yetişkinliğe tehlikelerle doludur. İşte problem gerek normal çocukta, gerekse otistik bireyde bu noktada iyice ortaya çıkmakta ve cinsel eğitimin gerekliliğini kaçınılmaz kılmaktadır.   
 
OTİZM VE CİNSELLİK

Cinsellik biyolojik bir olay, tıpkı açlık ve susuzluk gibi doğal bir dürtüdür. Yaşamak için nasıl yemek yemek ve su içmek zorundaysak cinsel doyuma da gerek duyarız.
Yemenin ve içmenin yarattığı doyum, açlık ve susuzluk uyarısını giderdiği içindir.   
 
   Doyum duygusunu, uyarının azalması yaratır. Cinsel aktivitemiz ise uyarı azalmasından çok bir uyarı arama davranışıdır.
Cinsel gerilimi ve heyecanı ararız,cinsel uyarılara neden olan durumlar yaratırız.

   Otistklerin cinselliğe ilgi duydukları çok sayıda erişkin otistik üzerinde araştırma yapılarak belirlenmiştir. Otistiklerin cinsellik deneyimleri sınırlıdır. Bu deneyimler mastürbasyon, öpme ve kucaklaşma v.b.gibidir.

   Otistikler genel olarak cinsel organlarına dokunurlar. Bir kısmı herkesin önünde mastürbasyon yapar. %20'ye yakın bir kısmı da karşı cinse uygunsuz bir şekilde dokunur. Bazıları da karşı cinsin cinsel organına dokunma ve ilişki kurma eğilimindedir. El tutma, kucaklama, öpme bunların içindedir. Konuşma yetisi gelişmiş otistiklerde mastürbasyondan zevk alma daha belirgindir.
Mastürbasyon stereotipik hareketleri olan çocuklarda daha sık görülür.
 

OTİZM VE CİNSELLİK İLE İLGİLİ YURT DIŞINDAKİ UYGULAMALAR

   Komisyonumuz tarafından otizm ve cinsellik ile ilgili yurt dışında yapılan uygulamaların neler olduğuna dair çeşitli bilgilere ulaşılmıştır.
 
   ABD ve Avrupa'daki yetişkin otistiklere yönelik resmi ve özel kurumlardan edindiğimiz bilgilerin ışığında bu tür bireylerin cinsel sorunları ve çözümleri noktasında onlara kesinlikle normal bir bireymiş gibi yaklaşıldığı, bu dürtü ve eğilimlerini bastırmaya ve yok saymaya yönelik her hangi bir girişimin olmadığını gördük. Otistik bireylerin de normal bireyler gibi cinsel aktiviteden doğan yaşamsal hazzı ve mutluluğu alabilmeleri için her türlü psikolojik ve fiziksel ortamın hazırlandığını öğrenmiş bulunuyoruz. Hatta bu bireylere yönelikcinsel anlamda hiç bir toplumsal normun veya dini kuralların sınırlayıcı özelliklerini kabul etmeyip kurumsal ve bireysel  anlamda mutluluğu ve hazzı ön plana çıkaracak düzenlemeler yapıldığını da gördük.
 
   Uluslararası standartlarda otistik bireylerin cinsel eğitim ve ihtiyaçlarına yönelik 3 görüşün öne çıktığı ve bu üç görüşe yönelik uygulamalar olduğunu anlamış bulunmaktayız.
 
Ergenlik dönemini yaşayan otistiklere cinsel ihtiyaçlarının oluştuğu dönemlere yönelik, cinsellik hormonu salgılama düzeyini düşüren ve belli aralıklarla tatbik edilen ilaç uygulamasıdır. Bu yöntemin cinsel problemleri önlemek açısından etkili olduğu fakat cinsellik hormonlarının bireye kazandırdığı heyecan, macera ve aktiviteyi büyük oranda düşürdüğü, son derece mutlu, neşeli, aktif olan otistik bireylerin bu özelliklerini kaybedip, mutsuz ve depresif bireyler haline dönüştüğü gözlenmiştir.
Ülkemizde b uygulamanın resmi olmamakla birlikte, yetişkin zihinsel engellilere yönelik eğitim veren bazı kurumlarda uygulandığı kurum idarecilerince belirtilmiştir. Yukarıda saydığımız olumsuz etkiler zihinsel engellilerde de yaşanmaktadır.  Eğitimde temel hedefin bireyin mutluluğuna yönelik ve insani yöntemlerle olması gerektiğine olan inancımız gereği, komisyonumuzca bu yöntemin hiçbir otistik çocuğa uygulanmamsı gerektiğine inanıyoruz. 
 
Cinsel ihtiyaçların otistik bireylerde de normal bireylerde olduğu gibi giderilmesi gerektiğine dair bir görüş olduğu bilinmektedir. Bu görüşün ana savunucularından olan Almanya'daki kurumlarda otistik bireylerin ailelerinin de onayı alınarak ve doğum kontrol yöntemleri uygulanarak karşı cins otistik ya da normal bireylerle kurum içersinde veya önceden belirlenen mekanlarda kontollu olarak bu fizyolojik ihtiyacın giderilmesi yolu benimsenmiştir. Böyle bir pratiğin sonucu olarak otistik bireylerin doğum kontrolü konusu karşımıza çıkmaktadır.
   
    Doğum kontrolü yöntemleri kendi arasında çeşitlilik göstermektedir. Bu yöntemlerden birisi olan hormonal yöntemler (Oral kontraseptifler-doğum kontrol hapları-aylık iğne-Mesigyna-3 aylık iğne-Depo Provera-Norplant denilen cilt altı çubukları) seçildiği takdirde, normal bireylerde de sıkça görülen depresif duygu değişimlerinin otistik bireylerde de görülebileceği göz önüne alınmalıdır. (Normal bireylerde görülen ve hormonal dalgalanmaya, B6 vitamini ve Magnezyum minerali eksikliklerine bağlı olduğu düşünülen bu tür ılımlı depresyonda multivitamin (Supradyn Megadyn gibi) takviyesi yararlı olmaktadır. Hormonal yöntemlerin kullanılmaya devam edilmesi ile ilerideki
 
 aylarda bireyin yönteme uyumu ve yan etkilerin azalması gözlenmektedir. Otistik bireylerde epilepsi (Sara) hastalığının toplumun diğer bireylerine göre daha sık görüldüğünü bilmekteyiz. Epilepsi tedavisinde sıklıkla kullanılan bazı ilaçların, hormonal aile planlaması yöntemleriyle etkileştikleri ve aile planlaması yönteminin güvenilirliğini azalttıkları uzmanlar tarafından dile getirilmiştir. Otistik bireylerde aile planlamasının toplumun diğer bireylere göre daha duyarlı olunması gereken bir konu olduğu açıktır. Otistik birey için hormonal olmayan bir aile planlaması yöntemi (Spiral-Rahim İçi Araç gibi) daha uygun olabilir. Bu yöntemin bütün otizmle ilgilenen bilim adamları, eğitimciler ve aileler tarafından en insani ve olması gereken bir yöntem olduğu benimsenmiştir. Ailelerin, eğitimcilerin, bilim adamlarının yaşadıkları toplumun normları ve dini değerlerinin daha baskın geldiği, uygulamada ülkeler, iller, mahalleler ve hatta ailelere göre şekillendiğini görmekteyiz.

    ABD'de pek çok eyalette sterilizasyon (kısırlaştırma) yaygındır. Tartışması da halen sürmektedir. Bu cerrahi müdahele+eğitim ya da eğitim+doğum kontrol yöntemleri uygulanarak pek çok otistik bireyin cinselliğini normal bireyler gibi yaşadığı yaptığımız araştırmalar sonucunda ortaya çıkmıştır.
 
   Bu tür uygulamaların toplum normları göz önüne alındığında çok da hoş karşılanmayacağı görüşündeyiz. Bununla beraber hem otistik bireyi eğitecek hem de norm dışına taşmayacak bir program ihtiyacı içindeyiz. Bu tür çalışmaların Türkiye'de henüz bilimsel sonuç verecek yere geldiği söylenemez. Bu durumda uygulamada Avrupa ve ABD gibi gelişmiş ülkelerden olduğunca yararlanmak durumundayız.
 
   Ülkemizde bu görüşü sesli olarak dile getirme noktasında, toplumsal değerlerimizin ve dini inançlarımızın bir engel olarak önümüze çıktığını hiçbir ailenin otistik çocuğuna (özellikle kız çocuğuna sahip) uygulamak istemediğini görmekteyiz. Sadece sosyo-ekonomik düzeyi yüksek bazı ailelerde (özellikle erkek otistik çocuğa sahip) tele-kız ve benzeri hayat kadınlarının yüksek ücretler karşılığında evlere getirtilip bu yöntemi uyguladıkları özel beyanlarından anlaşılmaktadır.

Yine Avrupa ve ABD gibi birçok gelişmiş ülkede cinsel ihtiyaçların doğal yollarla giderilme süreçlerinden biri olan mastürbasyon yönteminin uygulandığını görmekteyiz. Bu yöntemi benimseyen ve uygulayan ülkelerdeki sistemi incelediğimizde sistemin 2 unsurdan oluştuğunu, birinin ailenin yapacağı düzenleme ve hazırlıklar, diğerinin kurumun yapacağı düzenleme ve hazırlıklar olduğunu görmekteyiz. Kurumsal düzenlemelerde otistik bireylere 1'nci aşama olarak mastürbasyon yapma yöntemlerinin ve şeklinin öğretilmesi, 2'nci aşama olarak da öğrendiği bu yöntemleri uygulayabileceği kurum içinde özel (figürlerle, resimlerle, karşı cins maketlerle v.b.) uyarıcılarla donatılmış özel mastübasyon odalarının düzenlenmesi yapılmaktadır.
 
   Bu uygulama kurumlarda 2 farklı cins için, 2 özel oda şeklinde      düzenlenmektedir. Ve yine aynı çalışmaya ailelerin de yaşadıkları mekanda devam edilmesi tavsiye edilmektedir. Otistik bireylerin cinsel olarak uyarıldıkları ve bu konu ile ilgili ihtiyaç hissettikleri zaman, eğitimci ve aile tarafından kontrollü bir şekilde ilgili odalarda cinsel ihtiyaç giderilmesine yönelik çalışmaların yapıldığını görmekteyiz.
   
   Bu yöntemlerle ilgili olarak otistiklerde cinsellik ile ilgili araştırma yapan komisyonumuz, ülkemizde bu yöntemin kurumsal anlamda yasal olarak uygulanmasının mümkün olmadığını bilmektedir. Fakat konunun bir rapor halinde Özel Eğitim Genel Müdürlüğü'ne  iletilip, ülkemiz normlarında da bu yöntemin uygulanmasının aileler ve eğitimciler açısından hiçbir sakıncasının olmadığı son derece insani, medeni ve uygulanması gereken bir yöntem olduğuna inanmaktayız. Bu yöntemin resmi olmasa bile bir çok kurumda fiili olarak uygulandığını yine kurum yöneticileri ve eğitimcilerle yaptığımız görüşmelerde tespit etmiş durumdayız.
 
   Otistik çocuğa sahip ve ergenlik dönemini yaşayan ailelerle yaptığımız görüşmelerde bu yöntemi bütün ailelerin uygulama taraftarı olduğunu görmekteyiz. Hatta bazılarının fiili olarak uyguladığını sadece yöntemin 2'nci aşaması olan fiziksel hazırlıkları yapamadıklarını, özel mastürbasyon odaları yerine evlerindeki banyo ve tuvaletleri kullandıkları kendi beyanlarından anlaşılmaktadır.
   
OTİSTİK BİREYLERİN CİNSEL EĞİLİMLERİ:
 
   Otistiklerin cinsel eğilimleri konusunda aileler ve eğitimcilerle yaptığımız görüşmeler sonucunda genel olrak cinsel uygulamalar konusunda çocukların otistik seviyeleri de dikkate alınarak; konuşma, sosyal ve fiziksel özellikleri doğrultusunda farklı davranışlar sergilediklerini gözlemledik.
 
   Marjinal olarak ergenlik döneminde bazı bireylerin bu dönemde cinsel figürleri hiçbir sınırlama hissetmeden karşı cinsi de ciddi anlamda aramadan sarılma, öpme, okşama gibi davranışları herkese uyguladıklarını ve büyük haz aldıklarını tespit ettik.
Genel olark otistiklerde cinsel eğilim içeren davranışlar;

Mastürbasyon

Cinsel organını gösterme

Sarılma, öpme, koklama, okşama

Başkalarının cinsel organına dokunma
 
OTİSTİK ÇOCUKLARDA CİNSEL EĞİTİM VE SORUNLARI:
 
Otistik bireylerde cinsel sorunlar

Otistik bireylerde cinsel uyarılma durumunda bireyin bu uyarıcıya karşılık nasıl davranmasını bilememesinden kaynaklanan öfke ve saldırganlık ve sıkıntı, depresif davranışlar sergilediği görülmektedir.
 
 
   Yine otistik bireylerin fizyolojik ve psikolojik olarak uyarıldıkları anlarda normal bireyler gibi tavırlar sergiliyemediklerinden (rastgele ve içgüdüsel davranışlardan olan soyunma, sarılma öpme veya açıkta mastürbasyon yapmaları) kaynaklanan baskı ve cezalara maruz kaldıkları anlaşılmaktadır.
Bu davranışların toplum içinde veya bulunduğu ortamda cinsel olarak istismar edilmelerine zemin oluşturulmasından kaynaklanan sorunlar da vardır.
 
Otistik bireylerde cinsel eğitim

Bireye Yönelik Cinsel Eğitim

    Otistik bireye yönelik cinsel eğitimin şekillenmesinde otistiklerin cinsel dürtülerine bağlı olarak gösterdikleri davranışlardan kaynaklanan sorunların çözümüne yönelik çalışma yapılması komisyonumuzca uygun görülmektedir. Otistik bireyler için de genel bir eğitim basamaklandırılabilir. İlk olarak aileler ve eğitimciler çocuğun anlayabileceği bir dilde basamak basamak bu bilgiler doğrultusunda eğitim biyolojik ve sosyal yön olarak aynı paralelde sürdürülmelidir.

    5 duyu,iskelet ve kas sistemi, vücut organlarının düzenli çalışması gibi otistik çocuğun genel anlamda vücudunu cinsel ağırlıklı olarak tanıma çalışması yapılmalıdır. Biyolojik yönden tanımadaki genel amaç, çocuğun cinsel farklılıklar ve ayrılıklarını tanımasıdır.
   Buna yönelik yapılabilecek çalışmalar model alınarak, ayna kullanarak, yazılı görsel materyallerden faydalanılarak yapılabilir.
 
Bireydeki fiziksel ve psikolojik değişmeler; kızlarda regl dönemi, erkeklerde gece boşalmalarını algılıyabilmesidir.

Yetişkin kadın ve erkek arasındaki fiziksel farklılıkları kavrayabilmesidir.

Erkek ve kadın üreme organlarının işlevleri, hamilelik ve doğum, cinsel ilişkininseyri hakkında bilgi edinebilmeleridir         
 
Sosyal Yön

Mevsimlere göre giyinme (ortama ve ihtiyaca uygun giyinme)

Hijyenik bakım

Ev içi ve dışı güvenlik
 
   Otistik bireylerin cinsellikle ilgili olarak, kendilerini ve başkalarını anlamakta sıkıntıları vardır. Bu sıkıntıların özünde cinsel uyarılma durumunda ne yapılması gerektiğini bilmemelerinden kaynaklanan öfke durumlarının giderilebilmesi vardır. Genel olarak ergenlik dönemini yaşayan otistik bireyler arasında yapılan gözlemlerde ereksiyon halinde iken mindere sürtünme, cinsel organını gösterme, herhengi bir insana cinsel duygularını tatmin amacı ile sarılma ve sürtünme, uyarılma anında kendini sıkma, cinsel organına parmakla basınç uygulama, soyunma vb. davranışlar gösterdikleri görülmüştür.

   Otistik Bireylerin ergenlik dönemi başlangıcı ve anında yaşadığı bu sıkıntılara yönelik eğitimciler ve aile tarafından duruma uygun çeşitli yöntemler geliştirilebilir. Bu yöntemlerin başında öncelikle eğitimcinin bu davranışı tamamen, normal ve fizyolojik bir ihtiyaç olarak değerlendirebilmesidir. Bu ihtiyacın ve dürtülerin tatmini noktasında eğitimcinin bireye yönelik profesyonel yöntemleri öğretmesi gerekmektedir. Öncelikle bireyin bu davranışının gerçekleşme sebebinin biyolojik ve psikolojik açıdan ele alınması gerekir. Biyolojik yönden hormonlarla ilgili bir davranış olması müdahale şansımızı ortadan kaldırmaktadır. Psikolojik açıdan öğrencinin sınıf ve benzeri ortamlarda bireysel anlamda boş bırakılması bireyi yeni arayış ve davranışlara itmesine neden olmaktadır. Bu nedenle eğitimci öncelikle bireyi zorunlu olmadıkça eğitim aktivitelerinden uzak tutmamalı, bireyin özellikleri doğrultusunda yeni aktiviteler ve programlar üretebilmelidir.

   Ön ergenlik döneminde cinsel davranışlara yönelik ana davranışlarından biri ereksiyon ve uyarım halinin süreklilik arzetmesi ve bir boşalım sağlanamamasıdır. Ön ergenlik döneminde bu davranışların gerçekleşimi anında eğitimcinin yapması gerekenler:
 
Bireyin algısını başka alanlara kanalize etmektir. Örneğin yoğun mastürbasyon davranışında bulunan çocuğa müzikli bir çalışma yaptırılması gibi.

Yine bu cinseldavranışların gerçekleşme anında bireysel özellikler dikkate alınarak, bireyin davranıştan aldığı haz engellenmeden bulunduğu mekanda bu davranışı gerçekleştirebileceği ortamların kontrollü olarak oluşturulmasıdır.
Yaşanmışlıklar öğretti bana susmayı
Belkide hiç yaşanmamışlıklar
Varolduğunu sandığım sevgilimin
Belkide hiç olmamışlıkları öğretti susmayı
Verdiklerimle veremediklerimin arasında
Belkide hiç anlaşılamamışlıklar öğretti bana susmayı

Mavilim

Çevrimdışı mavilim

  • Emektar Üye
  • *****
  • İleti: 3355
  • bir ben...
Ynt: Engelli Çocuklarda Ön Ergenlik ve Ergenlik Dönemi
« Yanıtla #3 : Kasım 21, 2008, 12:05:59 ÖS »
Zihinsel Engellilerin Cinsel Gelişim ve Özellikleri

Büyümeve gelişme genellikle bir bütün olarak değerlendirilse de, aslında organ sistemlerinin bu süreçteki ritim ve işlevleri değişkendir. Hem de birbirinden farklıdır. Pek çok kişi, cinsel gelişimin sadece cinsel organların gelişimi ve üreme yeteneğinin kazanılması anlamına geldiğini düşünür. Bu nedenle de, cinsel gelişimin ergenlik çağında başladığına ve yetişkinlikten yaşlılığa geçiş t le birlikte, yani üreme yeteneğinin yitirilmesiyle sona erdiğine inanır. Ancak, daha ilk oluşum anında biyolojik cinsiyetimizin belirlenmesiyle başlayan bu süreç yaşamımızın sonuna kadar devam eder.

Cinsel gelişmenin bedensel, toplumsal, duygusal ve zihinsel boyutları vardır. Bu b oyutlardaki özellikler, ergenlik döneminde çarpıcı biçimde gözlenir.

Bedensel boyut ;

Üreme organlarının büyüme ve gelişmesi,
Koltuk altı ve cinsel bölge kıllanması,
Erkeklerde ses kalınlaşması,
Kızlarda göğüslerin, erkeklerde cinsel organların büyümesi ve diğer bedensel değişikliklerle belirginleşir.

Toplumsal boyut;

Kız ve erkek çocukların, kadın ve erkek olarak nasıl davranacaklarına ve rollerini nasıl belirleyeceklerine ilişkin deneyimleri kapsar. Bu rolleri, toplumun kültürel beklentileri belirler.

Duygusal boyut;

Kişinin kendi bedenini nasıl hissettiğini, cinsel kişiliğine ilişkin duygularını, kadın-erkek arasında çekicilik ve bağlılığı içerir.

Zihinsel boyut ;

Bu sürece ilişkin bilgilerin kazanılmasıyla tamamlanır. Beden yapısı, cinsiyet farkları, kültürel çerçeve içinde cinsel rollerin öğrenilmesidir.
Anne ve babalar, çocuklarının cinsel gelişim dönemlerini ve dönemsel ihtiyaçlarını bilir ve buna göre davranırlarsa, çocuklarının sağlıklı birer yetişkin olarak topluma kazandırılmasını sağlayabilirler. Çocukların gelişimi bir sırayı takip eder, ama takip süresi aynı değildir. Her çocuğun bireysel farklılıkları vardır. Zihinsel özürlülerin cinsel gelişimi de, normal gelişim gösteren çocuklarla aynı sırayı izler. Her zihinsel özürlünün de kendine özgü farklılıkları vardır.

 Zihinsel özürlü çocuk ve gençlerde cinsel gelişim incelenirken, takvim yaşları değil gelişim düzeyleri dikkate alınmalıdır. Bu şekilde değerlendirildiğinde, anne-babaya sorun gibi görünen pek çok durumun, gerçekte sorun olmadığı görülecektir.

Örneğin; takvim yaşı 15, ancak zihinsel düzeyi 6 yaş olan bir genç; cinsel organlar, göğüsler, bebeklerin nasıl doğduğu ile ilgili sorular sorabilir. Bu sorular, 6 yaş zihinsel düzeyi için beklenen normal sorulardandır. Bu durumda bireyin gelişimsel düzeyine uygun eğitim ve tepkiler verilmelidir.

ozida
Yaşanmışlıklar öğretti bana susmayı
Belkide hiç yaşanmamışlıklar
Varolduğunu sandığım sevgilimin
Belkide hiç olmamışlıkları öğretti susmayı
Verdiklerimle veremediklerimin arasında
Belkide hiç anlaşılamamışlıklar öğretti bana susmayı

Mavilim

Çevrimdışı ZaferOguz

  • Emektar Üye
  • *****
  • İleti: 630
  • Cinsiyet: Bay
Ynt: Engelli Çocuklarda Ön Ergenlik ve Ergenlik Dönemi
« Yanıtla #4 : Kasım 21, 2008, 12:10:04 ÖS »
Katkıların için çok teşekkür ederim. Ailelelere faydalı olacağını umarım. Ailelerden ve engelli kardeşlerimden de ergenlik dönemlerinde yaşanan sıkıntıları paylaşmalarını dilerim.
"Zaman En Değerli Hazineniz..."
CEM'in Babası ...


 


SimplePortal 2.3.3 © 2008-2010, SimplePortal