Gönderen Konu: HİKAYE (öykü)  (Okunma sayısı 1895 defa)  Facebook 

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı mutlu_ay

  • Dualist
  • Emektar Üye
  • *****
  • İleti: 2431
  • ''UMUT''
HİKAYE (öykü)
« : Eylül 23, 2008, 22:14:22 ÖS »
 İlk  Çağ  Anadolu' sunda  masal, ve tarihi olayları anlatan  eserlerle  oluşmuştur. Orta  Çağda özellikle  Hindistan' da  Binbir  Gece  Masalları sağlam bir  hikaye geleneğinin varlığını bildirmektedir. Bu  gelenek, Arapça' dan yapılan  çevirilerle  Avrupa' ya masal, efsane, rivayetler şekliyle yayılmıştır.

 Hikâyeye  bugünkü  anlamda  ilk edebi  kimlik  kazandıran İtalyan yazar  Boccacio dur.  XVI.  Yüzyılda yazdığı Decameron adlı  eseriyle ilk öykü  örneğini vermiştir. Rönesans' ın etkisiyle  de  XIX. Yüzyıl  edebiyatının  en yaygın  türü  olmuştur.

  Bizde,  destanlar, halk hikâyeleri ve masallarla  eski bir temeli olan bu tür, XIV. Ve  XV. Yüzyıl-da  Dede  Korkut Hikâyeleri ile çağdaş  hikâye  tekniğine  yaklaşmıştır.

 XIX. yüzyılda  Tanzimat?la  gelen  yeniliklerle  birlikte  batılı  anlamda  ilk  örneğini Ahmet  Mithat  Efendi  ?Letaif-i   Rivayet  ( söylene  gelen  güzel   şeyler )  adlı  eserini  yazarak  vermiş; Kısadan  Hisse ile bu  türü  geliştirmiş, Sami  Paşazade  Sezai : 'Küçük  Şeyler'  adlı  eseriyle  modern  hikâyeyi oluşturmuştur. Bağımsız bir tür olma özelliğini ise Milli  Edebiyat döneminde  Ömer Seyfettin' le kazanmıştır

                                    TANIMI

 Yaşanmış veya tasarlanmış bir olayı, bir durumu; yer, kişi ve zaman belirterek anlatan kısa yazılara öykü(hikaye) denir. Genellikle romandan kısa olurlar, dar bir zamanı kapsarlar, kişileri romana göre daha azdır, anlatılanları tek ve sınırlıdır ve olayla ilgili yer ve zaman belirtirler. Serim düğüm ve çözüm denilen üç bölümden oluşurlar.Olayı sürükleyen bir kişi(öykünün kahramanı) vardır. Hikaye kısalığı ve kurgusuyla masala, kişilerin nitelendirilmesi, eylemin işlenişi ve canlandırılmasıyla da romana yaklaşır. Hikayenin kısalığı yapısal olarak, kişinin niteliğiyle geliştiği eylem arasındaki sıkı bağdan kaynaklanır. Hikayenin çerçevesi, çoğu kez anlatıcının durumunu belirterek çizilir. Halk hikayeleri; konuları bakımından, Aşk Hikayeleri ve Kahramanlık Hikayeleri olarak ikiye ayrılır.Aşk hikayelerine örnek olarak Kerem ile Aslı’yı, kahramanlık hikayelerine ise Köroğlu ile Kirmanşah’ı  verebiliriz. Türk hikayeciliği en parlak dönemini, Cumhuriyet döneminde yaşamıştır. Edebiyat-ı cedide döneminde hikaye türleri iyice gelişmiştir. Bu dönemdeki yazarların çoğu(Halide Edip Adıvar, Hüseyin Cahit Yalçın vb.) romancılığı öne almışlardır, hikayeciliği bir yan uğraş olarak kullanmışlardır.
 

                                   HİKÂYENİN UNSURLARI

1)  OLAY:  Hikâyede  üzerinde  söz  söylenen  yaşantı  ya da  durumdur

2)  KİŞİLER:  Olayın  oluşmasında  etkili olan ya  da olayı  yaşayan  insanlardır.

3)  YER:  Olayın   yaşandığı  çevre  veya  mekândır.

4)  ZAMAN : Olayın  yaşandığı  dönem, an mevsim ya da gündür.

5)  DİL  VE  ANLATIM :   Hikâyenin dili açık,  akıcı  ve  günlük  konuşma  dilinden  farklı olarak, etkili sözcük, deyim  atasözü  ve  tamlamalarla   zenginleştirilmiş güzel bir dil olmalıdır.

 Anlatım  ise: iki şekilde olur. Hikâye kahramanlarından birinin ağzından yapılan anlatım hikâyede  birinci  kişili  anlatım;  yazarın  ağzından  anlatılanlar hikâyede  üçüncü  kişili  anlatım.

    HİKÂYEDE   PLÂN:

 Hikâyenin    planı  da   diğer    yazı  türlerinde   olduğu  gibi üç  bölümden  oluşur; ancak bu  bölümlerin  adları  farklıdır. Bunlar:

1) SERİM:   Hikayenin   giriş   bölümüdür.Bu  bölümde  olayın geçtiği  çevre ,  kişiler tanıtılarak  ana  olaya giriş  yapılır.

2) DÜĞÜM : Hikayenin  bütün  yönleriyle  anlatıldığı en  geniş  bölümdür.

3) ÇÖZÜM : Hikayenin sonuç  bölümü  olup   merakın bir  sonuca bağlanarak  giderildiği bölümdür

 Ancak  bütün hikayelerde  bu plân uygulanmaz ,  bazı  öykülerde  başlangıç  ve sonuç  bölümü  yoktur .Bu bölümler  okuyucu  tarafından  tamamlanır.

                          HİKAYE ÇEŞİTLERİ

    Hikâye, hayatın  bütünü  içinde  fakat  bir  bölümü  üzerine  kurulmuş  derinliği  olan  bir  büyüteçtir.  Bu büyüteç  altında  kimi  zaman    olay  bir  plan  içinde , kişi,  zaman,  çevre  bağlantısı  içinde   hikaye  boyunca  irdelenir.  Kimi  zaman  da büyütecin  altında  incelenen  olay  değil,  hayatın  küçük  bir  kesiti, insan  gerçeğinin  kendisidir  Bu  da öykünün  çeşitlerini  oluşturur.

  Buna  göre:

 
  1) OLAY ( KLASİK  VAK?A )  HİKÂYESİ :  Bir  olayı  ele  alarak,  serim,   düğüm,   çözüm   plânıyla  anlatıp  bir  sonuca  bağlayan  öykülerdir.  Kahramanlar  ve çevrenin  tasvirine  yer verilir   Bir  fikir  verilmeye  çalışılır; okuyucuda  merak   ve heyecan  uyandırılır. Bu   tür,  Fransız  yazar Guy de Maupassant ( Guy dö Mopasan) tarafından   yaygınlaştırıldığı  için  ?Mopasan Tarzı  Hikâye  de  denir.

    Bu  tarzın  bizdeki  en  önemli  temsilcileri:  Ömer  Seyfettin,   Refik  Halit   Karay, Hüseyin Rahmi  Gürpınar  ve  Reşat  Nuri  Güntekin' dir.

   2)  DURUM   ( KESİT  )  HİKÂYESİ: Bir olayı  değil  günlük  yaşamın  her  hangi  bir  kesitini   ele  alıp  anlatan  öykülerdir.   Serim,  düğüm,  çözüm  planına  uyulmaz  Belli  bir  sonucu  da  yoktur. Merak  ve  heyecandan  çok  duygu  ve  hayallere  yer  verilir;  fikre  önem   verilmez,  kişiler  kendi  doğal  ortamlarında  hissettirilir.  Olayların ve  durumların  akışı  okuyucunun  hayal  gücüne  bırakılır.

    Bu  tarzın  dünya  edebiyatında  ilk temsilcisi   Rus  yazar  Anton    Çehov   olduğu   için  Çehov   Tarzı   Hikâye  de denir.

      Bizdeki  en  güçlü  temsilcileri : Sait  Faik  Abasıyanık,  Memduh   Şevket  Esendal  ve Tarık  Buğra' dır.

   3)  MODERN    HİKÂYE :  Diğer  öykü  çeşitlerinden  farklı  olarak,  insanların  her  gün  gördükleri fakat  düşünemedikleri  bazı  durumların  gerisindeki    gerçekleri,  hayaller ve  bir  takım  olağanüstülüklerle  gösteren  hikâyelerdir.

       Hikâyede  bir  tür  olarak  1920' lerde  ilk  defa  batıda  görülen   bu  anlayışın  en güçlü   temsilcisi  Fransız  Kafka'dır.  Bizdeki  ilk  temsilcisi  Haldun  Taner' dir.   Genellikle  büyük  şehirlerdeki  yozlaşmış  tipleri,  sosyal  ve  toplumsal  bozuklukları ,  felsefi  bir  yaklaşımla,  ince  bir  yergi ve  yer  yer  alay  katarak,  irdeler  biçimde   gözler  önüne  serer.

                                             
Kaynak
« Son Düzenleme: Eylül 23, 2008, 22:16:54 ÖS Gönderen: mutlu_ay »
...
Aydınlıklardan uzaktayım,
Kafamda yine o dalgın sükun
...


 


SimplePortal 2.3.3 © 2008-2010, SimplePortal