Gönderen Konu: Down Sendromu ve Sorular  (Okunma sayısı 9880 defa)  Facebook 

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Selen

  • ..
  • Emektar Üye
  • *****
  • İleti: 6728
  • Ne Mutlu Türk üm Diyene..
Down Sendromu ve Sorular
« : Mart 01, 2006, 23:34:13 ÖS »

Down Sendromu nedir?

 

Down Sendromu dünyada en çok görülen kromozom anomalisidir. Kimi verilere göre 600-700 kimi verilere göre 800 doğumda bir görülür. Ülkemizde ortalama 700 doğumda bir görüldüğü bildirilmektedir. Bir insandaki normal kromozom sayısı 46 iken metabolizmadaki fazla bir kromozom (47.kromozom) Down Sendromuna yol açar. Bu fazla kromozom 21. Kromozom çiftinde olduğundan Trizomi 21 de denir.

 

Down Sendromu Doğum Öncesinde Saptanabilir mi?

 

11-14 testi (ultrasonla ense pilisi kalınlığı ölçümü) ve üçlü tarama testleri (biokimyasal) ile risk hesabı yapılmaktadır. Tabiki bu taramalar Down Sendromlu olma olasılığını vermekte, kesin bir sonuç vermemektedir. Bu taramalar sonucunda ortaya çıkan risk grubundaki gebelere ve 35 yaşın üstündeki gebelere kesine yakın sonuç veren amniyosentez önerilmektedir. Amniyosentezle çocuğun içinde bulunduğu sıvıdan alınan materyalden kromozom analizi yapılmaktadır.

 

Down Sendormunun tedavisi var mıdır?

 

Down Sendromu bir hastalık değildir. Bulaşıcı ve kalıtımsal değil, genetik bir farklılıktır. Tıpkı saç rengi, göz rengi gibi bir oluşumdur. Fazladan bir kromozom olduğu için ameliyat veya ilaç tedavisi yoktur. Ama bu fazla kromozomun ortaya çıkardığı sorunlar, çeşitli destek tedavilerle (fizik tedavi, özel eğitim, dil terapisi) çözülmeye çalışılmakta ve çok güzel sonuçlar elde edilmektedir.

 

İkinci çocuğun Down Sendromlu olma olasılığı nedir?

 

Trizomi21’de tekrar etme olasılığı % 1’in altındadır.

Translokasyon Trizomi21’de; çocukta yeni oluşmuşsa tekrar etme riski yoktur. Anne-baba tarafından genetik olarak verildiğinde tekrar olasılığı % 8-10 arasındadır.

Mozaik  Trizomi21’de risk fazla olmamasına rağmen istisnalar da olabilmektedir.

 

Çocuğumun Down Sendromlu olduğunu nasıl anlarım?

 

Down sendromlu çocuklarda tipik özellikler vardır. Bunları çocuğa dikkatlice bakarak anlayabilirsiniz. En belirgin özellikleri şunlardır:


Yüz genelde yuvarlak basıktır.

Gözler badem gibi hafif çekiktir.

Ense daha düz gibi durur. Ense büyüdükçe kaybolan bir deri kıvrımı vardır. Saç çizgisi de daha yukarda olabilir.

Kaslar gevşektir.

Ağız genelde küçüktür. Genel olarak kaslardaki gevşeklikten dolayı dil genelde dışarı sarkık olup ağız kasları da gevşektir.

Eller geniş, parmaklar kısadır.

Ayaklar dardır. Baş parmak ve ikinci parmak arasında boşluk vardır.

Boy/kilo olarak doğumda normalden farklı değillerdir. Büyüdüklerinde genelde kısa boylu olurlar.
Beni Anlayan Degil Yaşayanlara...

Çevrimdışı Seval Çimen

  • tek çarem dua
  • Emektar Üye
  • *****
  • İleti: 12550
  • Cinsiyet: Bayan
  • Allah'ım gönlümde olanı hakkımda hayırlı eyle,
    • https://www.facebook.com/profile.php?id=1463501019
Ynt: Down Sendromu ve Sorular
« Yanıtla #1 : Temmuz 10, 2006, 12:45:59 ÖS »
Down sendromuna yeni umut
Bilim adamları Down sendromuna neden olan geni bulduklarını açıkladı. ABD’li bilim adamlarının Neuron dergisinde yayımlanan araştırmasına göre, bulunan gen, beyin hücrelerini öldürüyor ve beynin düzgün çalışmasını engelliyor. Araştırmayı yürüten ekibin başında yer alan Stanford Üniversitesi Nörobilim Enstitüsü’nden Prof. William Mobley, “Uzun zamandır bu gen üzerinde çalışıyorduk. Şimdi insanların yaşamını deşiştirmek için bir şans elde ettik” dedi.

Dr. Ahmad Salehi, “Rahatsızlık ile genler arasında başlantıyı araştırdık ve beyne yanlış sinyal veren geni keşfettik” diye konuştu. Salehi, “Eşer bu genin etkisini azaltırsak Down sendromlu insanların rahat yaşamasını saşlarız” dedi.

DIŞ HABERLER
ALLAH,m güç ver...

Çevrimdışı Suphiye

  • Su Damlası
  • Emektar Üye
  • *****
  • İleti: 6793
  • Cinsiyet: Bayan
  • Bir Çığlıktı Yalnızlığım,Hepiniz mi Sağırdınız...?
Dikkat Eksiklişi Sendromu nedir?
« Yanıtla #2 : Temmuz 13, 2006, 17:12:45 ÖS »
Dikkat Eksiklişi Sendromu nedir?

Çocuşun, yaşamının her anını etkileyen nörobiyolojik bir bozukluktur.
 
Kimlerde görülür?
Çocukların %5 inde. Erkek çocuklarda kız çocuklara oranla 3 kez daha fazla. Her sınıfta ortalama bir ya da iki öşrencide
 
Yeni bir buluş mudur?
Hayır. Deşişik isimlerle anılmakla birlikte, 1900 lü yılların başlarından beri tanınan bir sendromdur. Günümüzde yaygın olan adları, Dikkat Eksiklişi Sendromu ve Dikkat Eksiklişi Sendromu ile Hiperaktivite Sendromudur.
 
Sorun nedir?
Dikkati, tek bir noktaya odaklayamamak ve organize olamamak.
 
Bu sendromun tıbbi bir açıklaması var mıdır?
Evet. Dikkat Eksiklişi Sendromu olan ve olmayan bireylerin beyinlerinin kimyasal metabolizmaları arasında farklılıklar saptanmıştır.

Nedeni nedir?
Tek bir nedeni yoktur. Konsantrasyonu saşlamak için milyonlarca beyin hücresi birarada çalışırlar.

Neden olmayan nedir?
Şeker ve dişer gıdalar Alerjiler Anne babaların yetiştirme tarzları.
Çocuşumda Dikkat Eksiklişi Sendromu varsa bunu nasıl anlarım?
 
Dikkat Eksiklişi Sendromu, her çocukta kendisini deşişik olarak gösterir. Dikkat Eksiklişi Sendromu olan bütün çocuklar, dikkatlerini yoşunlaştırmakta ve başladıkları işleri bitirmekte zorlanırlar. Bu zorluşun yoşunluşu çocuklar arası deşişiklik gösterir. Ders dinlemenin ve yazıları tamamlamanın gerekli olduşu okul hayatında sorunlar başgösterir. Okul ödevleri yapılmaz ya da tamamlanmaz. Dinlemekte ya da direktiflere uymakta zorluk yaşanır. Çevredeki en ufak olaylarla ya da kendi düşünceleri ile kolayca dikkati daşılır.
 
Nasıl emin olabilirim?
Bu sendrom için ne tıbbi, ne nörolojik, ne de psikolojik tek bir test vardır. Dikkat Eksiklişi Senromu olan çocukların %30 unda hiperaktivite yoktur. Onların ana sorunu dikkatlerini toplayamamak ve konsantre olamamaktır. Genellikle "uyurgezer" görünümünde, sessiz, uyuşuk ve aşırı duygusaldırlar. Dikkat Eksiklişi Sendromu olan çocukların çoşu ise hiperaktif, düşüncesizce davranan ve organize olamayan bireylerdir. Genellikle, sürekli kıpırdanırlar ve vücutlerinin bir parçası sürekli hareket halindedir. Bir yerde oturamazlar. Eşyalarını unuturlar ve kaybederler. Başladıkları işi bitirmeden bir dişerine başlarlar. Müdaheleci ve rahatsız edicidirler. Sıra bekleyemezler. Cevapları soruları beklemeden aşızlarından kaçırırlar. Düşünmeden tehlikeye atılırlar. Normal faaliyetleri "sıkıcı" bulurlar.(Mynet)

 
Yokum!

Çevrimdışı Seval Çimen

  • tek çarem dua
  • Emektar Üye
  • *****
  • İleti: 12550
  • Cinsiyet: Bayan
  • Allah'ım gönlümde olanı hakkımda hayırlı eyle,
    • https://www.facebook.com/profile.php?id=1463501019
Ynt: Down Sendromu ve Sorular
« Yanıtla #3 : Eylül 11, 2006, 18:08:35 ÖS »
Babanın yaşı ile otizm riski ilişkili
İleri yaşlarda baba olan erkeklerin çocuklarının otistik olması olasılışının daha yüksek olduşu belirlendi.

--------------------------------------------------------------------------------
 
AA - New York’taki “Mount Sina School of Medicine” ve Londra’daki “King’s College” psikiyatri enstitüsünden bilim adamları, “bu araştırma, baba yaşının ilerlemesinin otizm için risk oluşturduşu konusunda ilk ikna edici delili sunuyor” dediler.
“Archives of General Psychiatry” dergisinde yayımlanan araştırmada, “40 yaş ve üstünde baba olan erkeklerin çocuklarının otistik olması olasılışı, 30 yaş altı erkeklerin çocuklarının otistik olması olasılışından 5,75 kat daha fazla” denildi.
İsrail’de 1980’lerde doşan binlerce çocukla ilgili verilere bakılarak yapılan araştırmada, anne yaşının büyüklüşünün bu hastalışın oluşumunda olumsuz etkisi olduşuna dair bir bulguya ise rastlanmadı.
 
 
ALLAH,m güç ver...

Çevrimdışı Selen

  • ..
  • Emektar Üye
  • *****
  • İleti: 6728
  • Ne Mutlu Türk üm Diyene..
Ynt: Down Sendromu ve Sorular
« Yanıtla #4 : Ekim 12, 2006, 02:24:54 ÖÖ »
DOWN SENDROMU NEDİR?

En basit tanımıyla Down Sendromu çocuşunuzun vücudundaki hücrelerin 46 yerine fazladan bir kromozoma, yani 47 kromozoma sahip olmasıdır. Down Sendromu bir hastalık deşil genetik bir farklılıktır.
İnsan vücudunu oluşturan hücrelerin çekirdekleri, kromozomlarla birbirlerine başlanmış olan genlerden oluşmuştur. İşte bu genler ve kromozomlar fizyolojik ve kişilik yapımızın ana unsurlarıdır, dolayısıyla çocuşunuzun fazladan sahip olduşu bir kromozom onun hayatını etkileyecektir. Kromozom anomalilerinin çoşunda embriyo gelişemez. Down Sendromu embriyonun gelişimini tamamlayabildişi bir durumdur.
Çocuşunuzun fiziksel görünümü dişer çocuklardan biraz farklı olabilir, bir takım saşlık sorunları bulunabilir. Fakat unutmayın ki, bazı çocukların sarı saçlı, bazılarının mavi gözlü olması gibi sizin çocuşunuzun da Down Sendromlu olması bir genetik farklılıktır.
Down Sendromu konusunda iki şey kesindir. Birincisi, Down Sendromunun kaynaşı anne-baba deşildir ve hamilelik öncesi veya sırası olan hiç bir şey çocuşun Down Sendromlu doşmasına yol açmaz. İkincisi, dişer çocuklar gibi Down Sendromlu çocukların da kendilerine özgü kişilikleri, yetenekleri ve düşünceleri vardır. Dişer çocuklar gibi onlar da farklı kişilişe sahip bir birey olarak büyüyeceklerdir.
Dünyanın her yerinde ve tüm insan ırklarında Down Sendromu mevcuttur ve zamanla ortaya çıkan bir durum deşildir. Down Sendromlu insanların, insanoşlunun oluşumundan beri var olduşu düşünülmektedir. Dolayısıyla Down Sendromunu yaşamın doşal bir parçası olarak kabul etmek yanlış olmasa gerek.


DOWN SENDROMU NASIL OLUŞUR ?

Down Sendromunun nasıl oluştuşunu anlayabilmek için genetik konusunda biraz daha detaylı bilgiye gereksinim duyacaşız. Sahip olduşumuz hücrelerin çekirdeklerinin genlerden oluştuşunu ve taşıdışımız fiziksel özelliklerle, kişilişimizin ana unsurlarının bu genlerde kodlanmış olduşundan söz etmiştik. Genlerimiz birbirlerine kromozom denilen çubuklarla başlıdır. Çoşumuzun her hücresinde, 46 kromozom bulunmaktadır. Kromozomlar da çiftler halinde kümelenmişlerdir, yani hücrelerimiz 23 çift kromozoma sahiptirler.
Kromozom çiftlerimizin biri annemizin yumurtasından, dişeri babamızın sperminden gelmektedir. İnsan vücudundaki yumurta veya spermlerin hücrelerine "germ hücreler" denir ve bir tek bunlara ait hücreler 23 kromozomdan oluşmuştur.
Yumurta ve sperm hücrelerinin birleşmesiyle 46 kromozomlu bir küme ortaya çıkmakta ve bunun oluşturduşu ilk hücre bölünüp ikinci bir hücre ortaya çıktışında yeni hücre ilkinin özelliklerini taşımaktadır. Dolayısıyla bebeşin genetik yapısı oluşacak ilk hücreye başlıdır. Kromozomlar ikişerli gruplar halinde 23 çift olarak denge halindedirler.
Herhangi bir nedenle bu çiftlerin fazla kromozoma sahip olması dengeyi bozacaktır. Bu durum, yani üç kromozoma sahip olma Trizomi olarak tanımlanır. Down Sendromu durumunda üç kromozom oluşumu gen zincirinin 21. Kromozom halkasında oluştuşundan bu oluşum Trizomi 21 olarak da adlandırılır. Embriyo geliştikçe bu durum yeni oluşan hücrelere aktarılarak tüm hücrelerin fazladan bir kromozoma sahip olmasına neden olur. Down Sendromlu insanların %95'i söz ettişimiz Nondisjuction Trisomy 21 türüdür. Yani 21. Kromozom bölünürken, tepesi koparak gövdenin alt kısmı dişerine yapışarak 21. Kromozom çiftini oluşturmuştur. Translocation türünün %60'ı döllenme sırasında oluşur, kalan kısmı aileden kalıtım yoluyla gelmektedir. Dolayısıyla Translocation türü kalıtımsal yolla oluşabilen tek Down Sendromu türüdür ve sonraki hamileliklerde tekrar etme olasılışı yüksektir.
Dişer bir tür olan Mosaicism, Down Sendromlu insanların %1'inde görülür. Mosaicism'de döllenme sonrasındaki ilk hücre bölünmelerinden birinde yanlış bir bölünme oluşur. Böylece gelişen embriyonun bazı hücreleri 46 kromozoma sahipken, bir kısmı 47 kromozoma sahip olur. 47 kromozoma sahip hücrelerin oranı çocuktan çocuşa deşişkenlik gösterir ve bu çocuklar Down Sendromu özelliklerinin sadece bir kısmına sahip olurlar.
Down Sendromlu çocukların fazladan bir 21. Kromozomu olmasına raşmen, dişer tüm kromozomları normaldir ve görevlerini gereşi gibi yerine getirmektedirler. Dolayısıyla bazı özellikleri fazla kromozomun neden olduşu artı proteinlerden dolayı olumsuz yönde etkilense bile kişilişinin ana hatları dişer 46 kromozomu tarafından belirlenir.


NEDEN ÇOCUĞUM DOWN SENDROMLU ?

Down Sendromuna neden olan belirleyici faktörler konusunda, annenin yaşı, radyasyon, troit antibodies, uyuşturucu ve alkol kullanımı gibi çeşitli tezler ortaya atılmış olsa da bunların içinde kesinlik kazanmış olanı yoktur. Sonuçta 21. Kromozom bilinmedik bir nedenle bölünememiş ve yeni hücrede yerini korumuştur.
Annenin yaşının ilerlemiş olması, sendromun sıklışı ile ilişkili olan tek istatistik veridir. Son yıllarda yapılan çalışmalar kromozom bölünmezlişinin yalnızca anne yumurtasından deşil baba sperminden de kaynaklanabileceşini göstermiştir.

 

ANNENİN YAŞI  DOWN SENDROMLU RİSKİ 
20 YAŞ ALTI  1700 doşumda bir 
20 - 25 YAŞ  1350 doşumda bir 
25 - 30 YAŞ  1150 doşumda bir 
30 - 35 YAŞ  700 doşumda bir 
35 - 40 YAŞ  250 doşumda bir 
40 - 45 YAŞ  70 doşumda bir 
45 YAŞ ÜZERİ  16 doşumda bir 


Sonraki çocukların Down Sendromlu olma riski nedir?
Bu sorunun cevabı çocuşun kromozom deşişiminin türüne başlıdır. Çocuk doşduktan sonra tekrar etme riski Trizomi 21'de % 1'in altındadır. Anne ve babanın yaşlarına başlı deşildir.
Mozaik formda risk yüksek deşildir, fakat istisnalar oluşmaktadır.
Translokasyonlar çocukta yeni oluşmuş olabilir, o zaman tekrar etme riski yoktur.
Translokasyon bir ebeveyn tarafından genetik olarak aktarıldışında, o zaman tekrar etme riski % 8 ile % 10 arasında deşişmektedir.


DOWN SENDROMLU ÇOCUKLAR NASIL GELİŞİR ?

Fazla kromozom çocuşun gelişimini negatif olarak etkilemektedir. Bu durum her zaman da önemli olacaktır. Çünkü kromozom deşişimini geri almak mümkün deşildir. Fakat unutulmamalıdır ki bir çocuşun gelişimi sadece genetik faktörlere başlı deşildir. Çevre ve öşrenme faktörleri de çocuşun gelişiminde çok önemli ve etkilidir. Down Sendromlu çocukların ihtiyaçları dişer çocukların ihtiyaçlarından farklı deşildir. Onlar da anne, baba ve kardeşleriyle birlikte olmaktan mutluluk duyarlar. Çevrelerini keşfetmek, oynamak, öşrenmek, gülmek isterler. Down Sendromlu bir çocuşun mümkün olduşu kadar sosyal bir ortamda büyütülmesi, gelişimi için son derece yararlıdır.
Çocuklar 1 yaşına kadar bazı önemli gelişmeler gösterirler. Bu gelişmeler anne ve baba tarafından sevinçle karşılanır. Örneşin ilk gülücük veya kendi başına oturması, emeklemesi, ilk adım vb. Down Sendromlu çocuklar birçok şeyi dişer çocuklardan daha geç öşrenir ve normal gelişme prosedürünü daha geç tamamlarlar. Fakat çocuşunuzun bunların hepsini öşreneceşine emin olabilirsiniz. Down Sendromlu çocuklar için aile içi yardımın yanı sıra geliştirme ve rehabilitasyon merkezlerinin yardımı da çok önemlidir.
Down Sendromlu çocuklar birçok olaşanüstü işin üstesinden gelebiliyorlar. Fakat bu çocukların öşrenimleri ve gelişimleri engelli olmayan dişer çocuklar ile asla kıyaslanmamalıdır.
Beraber oynanan oyunlar tüm çocukların gelişmesi için önemlidir. Oyunların özellikle engelli çocuklar için daha büyük bir önemi vardır. Çocuk oyunları, tekerlemeler ve şarkılar anne ve çocuşa keyif verir. Çevre ile kurulan ilişkiler ise konuşma ve sosyal gelişmeyi destekleyerek, çocuşa, kendisine uygun olana katılma imkanı saşlar.
Dişer çocuklar gibi, Down Sendromlu çocukların da fazla oyuncaşa ihtiyacı yoktur. Sadece hareket kabiliyetlerini arttıracak ve tecrübe kazandırabilecek oyuncak madde ve materyallerine ihtiyaçları vardır. Oyunda önemli bir dişer nokta ise başka çocukların da bulunmasıdır. Çevrenizde çocuşunuza birlikte oynayabileceşi arkadaşlar arayın. Bunlar engelli olmayan çocuklar olabilir. Göreceksiniz bu çocuşunuzun çok hoşuna gidecektir.
Birlikte oynamaktan engelli olmayan çocuklar da zevk alacaktır. Çocuşun kardeşleri varsa doşal olarak en iyi oyun arkadaşları onlar olacaktır.
İlk yıllarda çocuşun gelişimi için bir destekleme programı oldukça önemlidir. Erken destekleme sayesinde çocuşunuz birçok şeyi daha erken öşrenebilir ve böylelikle kendisini de geliştirebilir.
Çocuşa uygulanan fizyoterapi özel bazı zorlukları azaltabilir ve hareket gelişimini hızlandırabilir.
Çocuşun gelişebilmesi için yapılan yardım, öşrenme ve geliştirme programları, tüm zihinsel ve gelişim zorluşu çeken engelli çocuklar için aynıdır. Fakat her çocuk tektir ve tek başına bir kişiliktir. Bu nokta asla unutulmamalıdır.
Erken destekleme programları çok olumlu sonuç vermektedir. Ancak bu tür programlar uygulanırken sevgiyle yaklaşmanın önemi büyüktür. Takdir edersiniz ki çocukların zorunlu bir çalışma programına kıyasla sevgiye ihtiyaçları çok daha fazladır. Ve anne-baba, eşitim konusunu gereşinden fazla ön plana çıkarırsa çocuşunun psikolojik dengesini olumsuz etkileyebileceşini unutmamalıdır. Unutulmaması gereken bir dişer nokta da Down Sendromlu çocukların her ne kadar birbirine çok fazla benzese de her birinin farklı yetenekleri ve kişilik özellikleri taşıdışıdır.
2 yaşında konuşmayı destekleme programları önem kazanacaktır. Çocuşun kendisini daha iyi ifade edebilmesi ve algılamasını kolaylaştırabilmek için çocuk şarkıları, kafiyeler, resimli kitaplar ve basit oyuncak materyalleri çok önem taşımaktadır. Fakat doşru bir seçim şarttır. Örneşin seçilen bir kitabın içinde yer alan resim ya da fotoşrafların tanınması ya da gündelik işlerde kullanılan türden olması daha iyi sonuç verecektir.
Down Sendromu ile başlantılı birçok hastalık ve problem vardır. Çocukların üçte birinde kalp problemleri vardır. Birçoşunun da mide ve başırsak, duyma ve görme problemlerinin yanı sıra yüksek bir enfeksiyon olasılışı da vardır. Bu tür sorunlarda erken teşhis ve uygun tedavi Down Sendromlu çocukların hayat şartlarını pozitif olarak etkilemektedir.



kaynak
Beni Anlayan Degil Yaşayanlara...

Çevrimdışı vaveyla

  • Süper Üye
  • ***
  • İleti: 392
  • Cinsiyet: Bay
Engelli yaşam engelsiz mutluluk
« Yanıtla #5 : Kasım 02, 2006, 10:10:11 ÖÖ »
Down Sendromu nedir?

Down Sendromu en fazla görülen kromozom anomalisidir. İnsan vücudu oldukça fazla sayıda hücrelerden bir araya gelmiştir. Her bir hücre içinde genetik bilgilerin bulunduğu iplik tarzında 'kromozom' dediğimiz yapı vardır. Kromozom sayısı normalde 46 adettir. Ancak bu sayı Down Sendrom'lu bireylerde 47'dir. Bu fazla kromozom 21. kromozom çiftinde olduğundan Down Sendromu'na aynı zamanda Trizomi 21 de denmektedir.

Down Sendromu'na her 600-700 canlı doğumda bir rastlanır. Kabaca bir hesaplama ile her yıl yurdumuzda 2500-3000 Down Sendrom'lu bebek dünyaya gelmektedir. Bu ise ayda 250-300, günde 10 Down Sendrom'lu bebek dünyaya geliyor demektir. Amerika Birleşik Devletleri'nde yılda 5000, Almanya'da yılda 1200, Avusturya'da yılda 800 Down Sendrom'lu bebek dünyaya gelmektedir.

Rastlantılar sonucu

Down Sendromu'nun neden olduğu konusu şu ana kadar açıklığa kavuşmamıştır. Konunun uzmanları Down Sendromu için 'rastlantılar sonucu ortaya çıkmaktadır' derler. Yapılan araştırmalarda bilimsel olarak ortaya konabilen neden, annenin yaşının 35'in üzerinde olması veya babanın yaşlı olması Down Sendrom'lu bebek sahibi olma olasılığını arttırdığı şeklindedir.

Ortak özellikler


Yüz: Down Sendrom'lu bir çocuğun yüzü genelde yuvarlakça ve basıktır.


Baş: Brakisefaliktir.


Gözler: Hemen tüm Down Sendrom'lu çocukların gözleri badem gibi yukarı doğru çekiktir. Gözlerinin burun taraflarında 'epikantus' denen bir deri kıvrımı vardır. Yeni doğanlarda göz içinde beyaz veya hafif sarı lekeler olabilir. Bunlar zaman içinde kaybolur.


Saçlar: Saçlar genelde yumuşak, seyrek ve parlaktır.


Ense: Down Sendrom'lu yenidoğanın ensesinde büyüdükçe kaybolan bir deri kıvrımı gözlenebilir. Saç çizgisi ensede genelde daha yüksektedir. Ense daha düz gibi durmaktadır.


Kas tonusu: Yenidoğanların boyun ve diğer eklemleri gevşektir. Çocuklar ele alındığında pelte gibi gözlenir. Yani kasları gevşektir. Buna Hipotoni denir.


Ağız: Ağızları genellikle küçüktür. Damakları yüksektir. Tüm kaslarda olduğu gibi dilin ve ağız kaslarının gevşekliği nedeniyle dil genelde dışarı sarkıktır.

Tipleri nelerdir?

Down Sendromu'nun değişik şekilleri vardır. Bunlar:

Serbest trizomi 21:

En fazla rastlanan tiptir. Tüm Down Sendromu olaylarının yaklaşık % 95 kadarı bu tiptir. Down Sendromunun tüm bulgulari vardır. Kromozom sayısı 47 tanedir. Annenin yaşının ileri olması ile daha fazla ilgilidir. Babanın yaşının 50'nin üzerinde olması da bu tipte ön plandadır.

Translokasyon trizomi 21:

Genellikle yeni bir olgu olarak ortaya çıkar. % 4-5 oranında rastlanır. Kromozom sayısı 46 olarak saptansa da fazla olan kromozom kaybolmamış, başka bir kromozomla birleşmiştir. Ailede % 25 oranında bir kromozom translokasyonu olabilir. Bu çocuklarda serbest Trizomi 21 gibi Down Sendromu'nun tüm bulgularına rastlanır. Ailede kromozom analizi önerilir.

Mozaik trizomi 21:

Tüm Down Sendromu olguları içinde yaklaşık % 1- 2 oranında rastlanmaktadır. Etkilenen bireylerin bazı hücrelerinde 46, bazılarında ise 47 kromozom vardır. Bulgular hücrelerin etkilenmesine göre farklılıklar gösterebilir.

Tedavisi var mıdır?

Down Sendromu bir hastalık değil; tıpkı yeşil göz, sarı saç gibi bir oluşumdur. Bu nedenle tedavi olanağı yoktur. Ancak Down Sendromu'na eşlik eden bazı hastalıklar vardır. Öncelikle onların tedavi edilmesi gerekir. Down Sendromu bir hastalıktan ziyade birtakım bulguların bir arada olmasıdır. Bu nedenle Down Sendrom'lu bireylerin tedavisi için birçok ilaç ve tedavi türlerinden bahsedilmekte ise de bugün için herhangi bir tıbbi ilaç veya ameliyat ile tedavi olanağı yoktur. Erken başlanan eğitim ve varsa organ hastalıklarının tedavisi ile sorun azaltılabilir.

Onlar için ne yapabiliriz?

Down Sendromu'nda zihinsel ve bedensel gelişimin desteklenmesi için erken eğitim ve erken fizyoterapi gereklidir. Bu nedenle doğum sonrası en kısa sürede çocuğun eğitimine başlanmalıdır. Down Sendrom'lu bebeklerin eğitimine aslında doğumu takip eden ilk günlerde başlanmalıdır. Birçok kişi 'yeni doğan bebeğe eğitim olur mu?' diye sormaktadır. Aslında çocuğun durumu aile içinde birçok sorunlara ve şaşkınlığa yol açmaktadır. Bu nedenle eğitime öncelikle çocuğun ailesinden başlanmalı, onlara ilk günlerde destek olunup çocuğu kabullenmelerini kolaylaştırılmalı, çocuğa nasıl yaklaşacakları ve davranacakları öğretilmeli, sonra çocuğu uyaranlarla karşılaştırmak için odasının nasıl düzenlenmesi gerektiği öğretilmelidir. 6 haftalıktan itibaren çocuk fizyoterapiye başlar.

Konuşma:

Down Sendrom'lu bir çocukta gelişim yaşıtlarına oranla geriden takip ettiği için konuşmada gecikecektir. Bu nedenle eşlik eden hastalıklar tedavi edilir ve olası işitme sorunları giderilirse, verilecek eğitimin kalitesi ile orantılı olarak çocuk ortalama 2-3 yaşında ilk kelimeleri konuşmaya başlar. İlk kelimelerden sonra konuşma hızla gelişir.

Fizyoterapi:

Down Sendromu'nda çocuklarımızda genelde bir kas gevsekliği vardır. Bu nedenle çocuğun başını tutması, emeklemesi ve yürümesi geç olmaktadır. Bunu hızlandırmak için fizyoterapiye erken başlanması, onun hayata bir an önce başlamasında, etrafını keşfetmesinde yardımcı olur.

47. Kromozomun getirdiği

Her şeyden önce Down Sendrom'lu bireyler neşeli, dürüst ve kurallara uyumludurlar. Yardımseverdirler. Acıma duyguları çok iyi gelişmiştir. Kinlenme, bencillik ve çıkarcılık onlardan uzaktır. Doğayı severler. Dine eğilimleri fazladır. Sempatiklikleri ile toplumda hemen her zaman ilgi odağı olurlar. Olumsuzluklardan çabuk etkilenirler. Duygusaldırlar. Taklit yetenekleri çok iyi gelişmiştir. Güzel sanatlarda başarılı olurlar. Müzik ve resim konusunda alacakları eğitim onlarda olan cevheri ortaya çıkaracaktır.

Nasıl etkiler?

Her çocukta olması gerektiği gibi Down Sendrom'lu bebekler ve çocuklar iyi bir bakım ve erken eğitime gereksinim duyarlar. Çocuklarımızda gelişim genelde geriden takip etmektedir. Oturma ve yürüme geç olmakta, öğrenme, diğer çocuklardan daha geriden gelmektedir. İlk 5 yaşta gelişim diğer çocuklar gibi ama yarı tempoda oluşmaktadır. Down Sendrom'lu çocuklar uyaranlara yanıt vermek için daha fazla zamana ihtiyaç duyarlar. Eğer çocuğa yeterli zaman verilirse uyaranlara yanıtları sağlıklı çocuklar gibi olacaktır. Kas gevşekliği nedeniyle hareket kısıtlılığı gözlenebilir. Fizyoterapi bu sorunun giderilmesine yardımcı olur. Zihinsel gelişimleri sevginin gücü ve erken eğitim sonucu oldukça fazladır.

Gelişme nasıl olur?

Down Sendrom'lu çocuklar yaşıtlarına kıyasla fiziksel ve zihinsel olarak daha yavaş gelişirler. Tüm Down Sendrom'lu bireylerde bu yavaşlık aynı oranda olmaz çocuklar arası bireysel faklılıklar fazladır. Zihinsel gelişim geriliği genelde sınır zekaya yakındır. Nadiren zihinsel gelişimi ağır olanlar görülebilir. Birçoğunda motor gelişim geriliği izlenir. Yürüme genelde 18-36 ay arasıdır. (Ortalama 24 ay) Konuşma ise ileri yaşa doğru itilmiştir. (5 yaş civarı)

Erken başlanan eğitim çocuğun gelişimini olumlu yönde etkiler ve hızlandırabilir.

Down Sendromu'na eşlik eden hastalıklar nelerdir?

Down Sendromu'na eşlik eden hastalıklardan bazıları şunlardır:


Doğumsal kalp hastalıkları


Tiroid hastalıkları


Bağışıklık sistemi yetmezliği


Artmış lösemi oranı


Üst solunum yolları enfeksiyonu başta olmak üzere çeşitli enfeksiyonlar.


Mide ve bağırsak sorunları


Göz ve kulak hastalıkları


Kalıcı dişlerde şekil bozukluğu
İnandığınız gibi yaşamazsanız, yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız.

Çevrimdışı Seval Çimen

  • tek çarem dua
  • Emektar Üye
  • *****
  • İleti: 12550
  • Cinsiyet: Bayan
  • Allah'ım gönlümde olanı hakkımda hayırlı eyle,
    • https://www.facebook.com/profile.php?id=1463501019
Ynt: Down Sendromu ve Sorular
« Yanıtla #6 : Ocak 31, 2007, 03:49:37 ÖÖ »

DOWN SENDROMU

Down sendromu her ırktan, yaştan ve ekonomik seviyeden insanı etkilemektedir. Başlıca ortaya çıkış nedeni kromozom anormalitesidir ve yaklaşık olarak her 800 ila 1000 doğumdan 1 inde görülebilmektedir. Amerika Birleşik Devletlerinde 350,000 in üzerinde insan Down Sendromludur.
Down Sendromu İlk Ne zaman Adlandırıldı?

Yüzyıllardır Down sendromlu insanlar gerek sanatta gerek edebiyatta tasvir edilmiş ve kullanılmıştır. 19.yüzyılda İngiliz doktor John Langdon Down, Down Sendromlu insanlar için ayrıntlı bir tanımlamayı yayınlamıştır. Bu akademik çalışma 1866 yılında basılmıştır. Ve Down bu çalışma ile bu sendromun babası olarak tanınmış ve daha sonraları onun adı ile anılmıştır. Down'dan önce de bazı bilim adamları bu sendromun karakteristikleri hakkında çalışmalar yaptılarsada da ilk kez Down bu sendromun kesin tanılarını ve farklılıklarını ortaya koyan kişi olmuştur.
20.yy boyunca tıp ve bilimde ilerlemeler araştırmacıları Down sendromlu insanların karaketistikleri üzerinde daha ileri araştırmalar yapmalarını sağlamıştır. 1959 ylında Fransız doktor, Jerome Lejuene, Down Sendromunun kromozom anormalliğinden ileri geldiğini belirlemiştir. Her hücrede olması gereken 46 kromozom yerine Down Sendromlu kişilerde 47 kromozom gözlemiştir. Daha sonraları ise extra bir bölünme vaya tamamlanmış 21.kromozom ile Down karakteristikleri arasında bir ilişki kurulmuştur.

Neden Down sendromu "genetik durum" olarak tanımlanmaktadır? İnsan vücudunun yapı taşı hücrelerdir ve her hücrenin bir merkezi vardır ve bu merkez hücre çekirdeği olarak bilinir ve burada genetik bilgiler depolanmaktadır. Bunlarda genlerdir ki ve kalıtımsal özelliklerimizi içeren bilgileri taşımaktadırlar. Genler birarada grup oluşturarak çubuk şekilli bir yapı oluşturur buna Kromozom denir her hücre çekirdeği 23 çift kromozom içerir bunların her bir yarısı anne ve babadan gelen kalıtımsal özellikleri içerir.

Down Sendromunda 46 kromozom yerine 47 kromozom vardır, bu eksta kromozom 21 numaralıdır. Bu fazlalık genetik materyal de Down Sendromu ile sonuçlanmaktadır.

%95 Down Sendromu vakasında 21.ci kromozomun 3 kopyası vardır buna "trisomy 21" denir. Kromozomlar kan ve doku örnekleri üzerinde çalışılarak test edilir. Her bir kromozom belirlenir ve işaretlenerek büyükten küçüğe doğru numaralandırılır. Kromozomların bu görüntüsüne Karyotip denir.

Down Sendromuna Ne Sebep Olmaktadır?


Down sendromu genellikle hücre bölünmesindeki bir hatadan kaynaklanmaktadır. Bununla beraber, diğer iki tip kromozom anormallikleri olan Mosaisicism ve Translocation da daha az dereceli olmalarına reğmen Down sendromu ile ilişkilendirilmektedir. Hatalı hücre bölünmesi ile embriyoda sayisi 2 olması gerekirken, 3 tane 21 numarali kromozomdan bulunur. Gebe kalmadan önce yada sonrasında 21 nolu kromozom çifti ya spermde yada yumurtada hatalı bölünme oluşturur. Embriyo gelişirken bu extra kromozom vücuttaki her hücrede kopyalanır. İste bu hatalı bölünme olayı Down Sendromu vakalarının %95 inden sorumludur.

Down Sendromlu doğan çocukların %85 inin 35 yaş altı kadınların çocuklarında görülmüştür bunun nedeni olarak da genç kadınların doğurganlık yüzdelerinin daha yüksek olması olarak gösterilmektedir. Fakat yinede anne yaşının artması ile Down Sendromlu çocuk doğumununda arttığıda diğer bir bilgidir. Bu hatalı kromozomal olayın baba tarafından aktarılma olasılığı olmasına rağmen, kadın yumurtasında daha gebe kalma öncesinde hatalı hücre bölünmesi olabileceğide yada tüm bunların dışında bazı çevresel faktörlerin de konu ile ilişkili olabilecekleri araştırmalar sonucunda ortaya çıkmıştır. Bununla beraber yıllardır süren araştırmalar bize sendromun tam nedenini açıklayamamaktadır. Ebeveynlerin hamilelik öncesinde veya sonrasındaki aktiviteleri ile Down Sendromunun hiç bir tipinde bağlantı bulunmamaktadır.
Mosaicisim de yumurtlama sonrasında başlangıçta bölünen hücrelerden birinde 21. kromozomun hatali olmasindan kaynaklanir. Bu iki tip hücrenin bir mix i şeklindedir, bazıları 46 bazılarıda 47 kromozom taşır. Bu 47 kromozom taşıyan hücrelerde extra bir 21. kromozom vardır. Bu oluşan mozaik desen nedeni ilede mosaicism terminolojisi kulllanılarak tanımlanmıştır. Bu tip Down sendromuna daha az rastlanır ve ve sadece %1 veya %2 lik kısmı oluşturur.

Translokasyon ise diğer bir kromozomal problemdir.

Down Sendromunu Belirlemeye Yardımcı Doğum Öncesinde Yapılacak Bir Test Varmı?

Evet, hamile bayanlarda iki tip prosedür vardır: screening (eleme) testleri ve diagnostic (teşhis) testleri. İlk test fetus un Down Sendromlu olma olasılığını tahmin eder. İkincisi ise fetus un gerçekte sendroma sahip olup olmadığını teşhis eder. En çok kullanılan testler Triple Screen ve Alfa-fetoprotein Plus yöntemleridir. Bu testlerde kandaki belli maddelerin (alfa-fetoprotein, human korionik gonadropin, estriol) değerleri ölçülür ve annenin yaşıda göz önüne alınır. Bu testlerin hamileliğin 15 ve 20. haftalarında uygulanması tavsiye edilir. Bu testler ayrtınlı bir sonogram ile birlikte yapılırsa daha hassas olabilir, çünkü bu testlerin hassasiyeti sadece %60 dır.
Yeni Doğanlarda Down S. Nasıl Anlaşılır?

Bu teşhiste öncelikle bebeğin görünüşü ile ilgili bulgular ve Down Sendromunu belirleyen bazı fiziksel karakteristikler vardır. Düz bir yüz profili, basık nasal köprü, küçük burun, kulak şeklinde anormallik, avuç içinde gözlenen tek ve derin bir çizgi, birinci ve ikinci ayak ayakparmağı arasında normal dışı boşluk, dilin ağız büyüklüğüne oranla daha geniş olması gibi.
Down Sendromlu Bebeklerde Ne Tip Medikal Problemler Görülebilir?

Down Sendromlu çocuklarda bazı sağlık problemlerine daha sıklıkla rastlanmaktadır. Doğuştan kalp problemleri, enfeksiyonlara karşı hassasiyet, nefes alma ile ilgili bazı problemler, çocukluk lösemisi de daha sıklıkla ortaya çıkmaktadır. Bugün artık gelişen tıp dünyası ile burdaki bir çok sağlık problemi tedavi edilebilmektedir. Down Sendromu ile doğan bir insanın tahmini yaşam süresi de yaklaşık 55 yıldır. Down Sendromlu yetişkinlerde ise Alzheimer hastalığına yakalanma riski daha fazladır.
Kaynak: National Down Syndrome Society USA
 
ALLAH,m güç ver...

Çevrimdışı mutlu_ay

  • Dualist
  • Emektar Üye
  • *****
  • İleti: 2431
  • ''UMUT''
Ynt: Down Sendromu ve Sorular
« Yanıtla #7 : Eylül 30, 2007, 16:47:10 ÖS »
Kimlerin down sendromlu çocuğu olabilir?
.....................................................


 Artık tüm gebelere Down sendromu için testler önerildiğini belirten uzmanlar, herekesin down sendromlu bebeğinin olabileceğini fakat bazı annelerde riskin daha yüksek olduğunu söylüyor.

 Down sendromunun en sık görülen kromozomal hastalık olduğunun altını çizen uzmanlar, yirmibirinci kromozomdan bir kopya fazlası olma sonucu gelişen bir hastalık olduğunu söylüyor. "Bu tesadüfi bir durumdur. Bu durumun tedavisi yoktur. Down sendromlu kişilerde etkilenme çok farklı düzeylerde olabilir. Değişik düzeyde de olsa Down sendromlu kişilerde öğrenme güçlüğü vardır. Yaklaşık yüzde 50'sinde kalp hastalığı, işitme ve görme işlevlerinde azalma, değişen oranlarda organ hastalıkları görülebilir. Çoçukların büyüdüklerinde ne kadar etkileneceklerini önceden kestirmek mümkün olmamaktadır." diyen uzmanlar, Down sendromlu çoğu kişinin uzun dönemde yardıma ihtiyacı olacağına işaret ediyor.


HERKESİN DOWN SENDROMLU BEBEĞİ OLABİLİR
..............................................................

 Bursa Zübeydehanım Doğumevi Hastenesi'nden Op. Dr. İsmail Küçükerdoğan, herkesin Down sendromlu bebeği olabileceğini, ancak riskin yaşla birlikte arttığını, anne ne kadar yaşlıysa Downlu bebek doğurma olasılığının da o kadar yüksek olduğunu kaydetti.

 20 yaşında bir kadının 1/1500, 30 yaşındaki bir kadının 1/900, 40 yaşında bir kadının 1/100 olasılıkla Dawnlu bebek sahibi olabieceğini anlatan Dr. Küçükerdoğan, "Bu tesadüfi bir durumdur ve anne babanın yapıp yapmadıkları ile ilgili değildir." diye konuştu.



Down sendromu için 2 grup test uygulanmaktadır
................................................................

 1.Tarama Testleri : Bu testler hiçbir zaman kesin bir sonuç vermez, ancak hangi bebeklerde Down sendromu görülme riskinin daha yüksek olduğunu gösterir. Bu testler anne veya bebeğe herhangi bir risk oluşturmazlar. Tarama testleri ultrosonografi veya anne kanına uygulanan hormon ölçümleri ile yapılır.

 2.Tam Testleri : Bu testler kesin bilgi verirler,bebeğin suyundan, plasentasından veya bazen de kanından örnek alınarak bebeğe ait hücrelerin incelenmesi ile uygulanırlar. Bu testler literatür de değişik oranlar olmakla birlikte yüzde 1-2-3 oranına varan düşük riski ile birliktedirler. Yine yüzde 1-2-3 oranında alınan örnekten tanıya varmak mümkün olmayacaktır ve testin tekrarlanması gerekebilir.

 Tam testlerinde düşük riski olması sebebiyle öncelikle tarama testi uygulanması ve Dr. Küçükerdoğan, "Down sendromu riski 1/270 üzerinde olanlarda tam testi uygulama tercih edilmektedir. Bu durumda tarama testi uygulanan ortalama yüzde 5 'ine tam testi uygulama tespit edilmektedir. Ortalama 40 tam testiyle bir Down sendromu bebeğe tanı koymak mümkün olmaktadır.

 Yine bu yöntemlerle Down sendromu bebeklerin ortalama 3/4 üne tanı koyulabilmekte , 1/4 ine tanı koyulamamaktadır. Ailenin bütün testler hakkında bilgi sahibi olup testleri yaptırmaya başlayıp başlamaması konusunda karar vermesi önerilmektedir. Bir tarama testinde yüksek riski edildiğinde diğer tam testler uygulanmazsa gebelik dönemince bu test sonuçlarından bilgi almak sıkıntılı olabilir.

 Yine down sendromuna yeteri kadar erken tanı konulduğunda gebeliğin tıbbi gereklilikle sonlandırılması gündeme gelmektedir. Ailelerin bu durumda da farklı kararları olabilmektedir. Henüz bebek ve anne üzerinde yan etkisi olmayacak bir tam testi ile etkilenmiş gebeliklerin önlenmesi için günlük kullanıma uygun bir yöntem geliştirilememiştir. Bu konuda bütün gebe ailelerin hekimleri ile kendi durumlarını değerlendirilmeleri önerilmektedir." şeklinde konuştu.



DOWN SENDROMU NEDİR?
..................................

 Down Sendromu çocuğunuzun vücudundaki hücrelerin 46 yerine fazladan bir kromozoma, yani 47 kromozoma sahip olmasıdır. Down Sendromu bir hastalık değil genetik bir farklılıktır.

 İnsan vücudunu oluşturan hücrelerin çekirdekleri, kromozomlarla birbirlerine bağlanmış olan genlerden oluşmuştur. İşte bu genler ve kromozomlar fizyolojik ve kişilik yapımızın ana unsurlarıdır, dolayısıyla çocuğunuzun fazladan sahip olduğu bir kromozom onun hayatını etkileyecektir. Kromozom anomalilerinin çoğunda embriyo gelişemez. Down Sendromu embriyonun gelişimini tamamlayabildiği bir durumdur.

 Çocuğunuzun fiziksel görünümü diğer çocuklardan biraz farklı olabilir, bir takım sağlık sorunları bulunabilir. Fakat unutmayın ki, bazı çocukların sarı saçlı, bazılarının mavi gözlü olması gibi sizin çocuğunuzun da Down Sendromlu olması bir genetik farklılıktır.



Cha
 
...
Aydınlıklardan uzaktayım,
Kafamda yine o dalgın sükun
...

Çevrimdışı Selen

  • ..
  • Emektar Üye
  • *****
  • İleti: 6728
  • Ne Mutlu Türk üm Diyene..
Ynt: Down Sendromu ve Sorular
« Yanıtla #8 : Temmuz 03, 2008, 16:28:45 ÖS »
VAKA ÇALIŞMAMIZ :
8 DOWN SENDROMU VAKASINDA EEG BIOFEEDBACK TEDAVİSİNİN ETKİSİ:
 
Dr.Tanju Sürmeli Ayben Ertem
Psikiyatrist Psikolog       
 
Bu çalışma neurofeedback’in Down Sendromunda dünyada ilk defa yapılan bir çalışması ve aynı zamanda bu konuda literatüre girmiş ilk çalışmasıdır. (Surmeli, T., Ertem A.,2003)

Down  Sendromu ilk defa 135 yıl önce tanımlanmış bir kromozom anomalisidir.Down sendromu,zihinsel engelli grubunun üçte birinde görülen ve en rahat tanımlanan , tanınan gruptur.(Wishart,1998)
Her ırkta eşit derecede ve yaklaşık 800 doğumdan 1 tanesinde görülür.(Regezi J,1989)Trisomy 21 en yaygın nedenidir ve yaklaşık %95’inde görülür.Neurofeedback EEG frekans bandlarını arttırmayı veya azaltmayı hedefleyen bir operant şartlanma yöntemidir.Amerika’da ve Avrupa’da sayıları oldukça fazla olan klinisyenler bu metodu Dikkat Eksikliği Hiperaktivite ve Öğrenme Bozukluğu olan çocuklara yardım etmek için kullanıyorlar. AAPB  (Amerikan Uygulamalı Psikofizyoloji Biofeedback Birliği) bu yöntemi Dikkat Eksikliği Hastalığında kanıtlanmış bir yöntem olarak kabul etmektedir.Birçok Down Sendromlu çocukta Dikkat Eksikliği Hiperaktivite,Öğrenme Güçlüğü ya da hepsi birden görülebilmektedir.
 
Down sendromlu kişilerin entellektüel zekaları değişkendir.Yapılan araştırmalara göre down sendromlu şahısların çoğu hafif dereceden ağır dereceye kadar değişen bir zeka düzeyine sahiptir ancak istatistiksel ortalama  bu düzeyin hafiften orta dereceye kadar olan seviyede kaldığını söylüyor.(NDSS 2001,Wishart online,Wishart 1998).Biz de Down Sendromlu çocuklara Neurofeedback beyin eğitimi yöntemini uygulayarak başarılı olabileceğimizi düşündük.
 
8 Down sendromlu çocuk da neurofeedback beyin eğitimine ilaçsız alındı.Bu çocuklara aynı zamanda diyet tavsiye edildi (düşük karbonhidrat, yüksek protein ) ve ailelerin ebeveynlik tarzları vurgulandı.Down Sendromlu çocuklarda gördüğümüz yaygın problemler; dikkat, konsantrasyon, öğrenme, hafıza,konuşma ve dil,davranış ve denge problemleriydi.Hiçbiri bir ya da iki kelimeden fazlasını cümle içinde kullanamıyordu. Kısıtlı kelime hazneleri vardı.(5-10 kelime), iletişim kurmak için parmaklarıyla işaret ediyorlardı,basit komutları alamıyorlardı (al-ver gibi),hepsinin dikkat konsantrasyon, hafıza, dürtüsellik, davranış sorunları vardı. Bir kısmının da denge problemi vardı. Amacımız ,Neurofeedback eğitimiyle, konuşmalarında, kendilerini ifade etmelerinde,dikkat konsantrasyonlarında, davranış problemlerinde, dürtüselliklerinde ve denge sorunlarında olumlu gelişmeler görüp görmeyeceğimizdi. Down Sendromlu çocuklar spesifik bir uyarana odaklanmakta problem yaşarlar.(Kliewer 1993,NDSS 2001) ve bu da bu çocukların öğrenmesinde ciddi negatif etkilere sebep olabilir.Önemli olan bunu kontrol etmek için değişik stratejiler kullanmaktır.Diğer önemli bir problemleri de dil ve konuşma problemleridir.(Gov.of Saskatchewan 1998 , Kliewer 1993).Bu problemler; ifade,netlik, anlaşılırlık, artikülasyon gibi alanlarda olabilir.Geçtiğimiz on yıldır yapılan araştırmalar  farklı yaşlardaki Down sendromlu çocukların öğrenmelerindeki defektleri ortaya çıkarmaya çalıştı.Down sendromlulardaki bozulma öğrenmenin her formunda değil, bir kısmındadır.(Nadel,L 1997)
Down sendromluların kısa dönem hafıza becerileri çok zayıftır.En son veriler ,öğrenmedeki bozulmanın ,hippocampus, cerebellum ve prefrontal korteksteki bozulmaya bağlı olabileceğini tavsiye etmektedir.
Bahsedilen bu problemlerin çözümünün neurofeedback’te olabileceği düşünüldü.
 
BULGULAR  :
 
Down sendromlu 8 vakaya (1 tanesi mozaik,diğerleri trisomy 21), bilgisayar destekli EEG neurofeedback  yöntemi uygulandı;bir tanesi tedaviyi bıraktı.Tedaviye alınan vakalardan hiçbiri ilaç kullanmıyordu, görme, işitme testleri normal, herhangi tıbbi problemi olmayan deneklerdi.QEEG ve Nxlink data bankasına göre 8 vakada da korteks üzerinde yüksek theta ve delta dalgaları ve düşük beta dalgaları mevcuttu.8 vakaya da diyet tavsiye edildi.Ailelerin ebeveynlik tarzları sorgulandı ve değiştirilmesi gerekenler istendi.Hiçbiri bir kelimelik cümlelerden daha fazla cümle kuramıyordu ve çok kısıtlı kelime hazineleri ( 5 ila 10 kelime) vardı.İletişim kurmak için genellikle işaret parmaklarını kullanıyorlardı.
Basit komutları alamıyorlardı. Dikkat ve konsantrasyonları çok zayıftı. Hafızaları çok zayıftı. Dürtüsellikleri vardı. Davranış problemleri gözlemlendi. Denge problemleri vardı. Dış dünyanın farkında değillerdi. Tek başına özel eğitim, ilaç, kognitif yaklaşımlar, davranışsal eğitim bu 8 vakada denenmiş ve sonuç alınamamış  ya da çok uzun zaman ve para  harcadıktan sonra kısıtlı etkilerin görüldüğü yaklaşımlardı.Bu çalışmanın amacı,QEEG rehberli bipolar montaj eğitimin , dikkat,konsantrasyon, öğrenme, hafıza,denge,dürtüsellik gibi problemlerde ne kadar etkili olacağı idi.
 
METOD:
 
8 vaka birinci ve ikinci yazar tarafından başlangıçta,20.seansta, 40.seansta ve 60.seansta görülmüştür.Neurofeedback beyin egzersizine başlamadan önce yaşları ,6-14 arasında olan 8 çocuğa merkezimizin hazırladığı ve içeriğinde dikkat , konsantrasyonlarını (Dr. Atilla Turgay ADHD soruları & DSM-4 ADHD kriterleri ) ölçen, dil ve konuşma kabiliyetlerini ölçen , davranışsal gelişim ve öğrenme yeteneklerini tespit eden soruların bulunduğu bir ölçek uygulanmıştır.İlk muayenede ailelerin çocukları hakkında verdikleri bilgiler videoya kaydedilmiştir.Başlangıçta QEEG’leri Lexicor 24 ile 128 Hz’de çekilmiş ve tedavinin sonunda tekrar edilmiştir.NF eğitimleri Lexicor Biolex software ile yapılmış,NxLINK data bankası ile ,birinci yazarın teşhisine tavsiyede bulunmak üzere Dikkat Eksikliği,Hiperaktivite, Öğrenme Güçlüğü olup olmadığı araştırılmıştır.Eğitim, aileden alınan olumlu raporlara göre, toplam 60 seans sonrasında QEEG raporunda ilerlemeye dair alınan sonuçlara göre sonlandırıldı ve hastalar takibe alındı. Karşılaştırma ailelere tekrar verilen sorulara ,QEEG çekimlerine, yinelenen video kayıtlarına, ikinci yazarın testleri değerlendirmesine, birinci yazarın tüm sonuçları değerlendirmesine göre yapılmıştır.
 
 
 
SONUÇ  :
 
Neurofeedback eğitimi alan7 vakada , merkezimizin ölçeğine göre ve ailelerle yapılan görüşmeler sonrasında anlamlı gelişmeler gözlenmiştir.Mean age : 9.13 N: 8. Bir vaka 8 seans sonra eğitimi bırakmıştır.
BAŞLANGIÇ                                                     TEDAVİ SIRASINDA VE TEDAVİ SONRASINDA
 
Sözel İletişim                                                       Sözel İletişim
 
Kelime sayısı :1                                                   Kelime sayısı : 2-5
Sintaks kuralları : yok                                          Sintaks kuralları: Az miktarda mevcut
Kelime haznesi : 5-10                                           Kelime haznesi : 40-50
Gramer kullanımı : yok                                        Gramer kullanımı : Az miktarda mevcut
 
 

 

Sözel Olmayan İletişim                                         Sözel Olmayan İletişim
 
Yüz mimikleri : yok                                              Gülme, jest, mimikleri uygun yerde kullanma
Parmak işareti dışında jest:  yok                           El sallama ve işaret etme gelişti
Tokalaşma: yok                                                   Tokalaşma mevcut
Dokunma: var                                                      Dokunma var
Dinleme düşünme ve iletişimi başlatma: yok           Dinleme, düşünme ve iletişim başlatma az miktarda gelişti.
 
 
Yukarıdaki tabloda vakaların başlangıç ve tedavi sonrası konuşma ve dil becerisi gösterilmektedir.
 
 
Başlangıç                                                                        Neurofeedback sonrası
 
Kısa dönem hafıza: 3 obje ismi söylenir ve                      Kısa dönem hafıza : 3 obje ismini anında söyler ve 5 dak.
tekrarlaması istenir. Ne hemen ne de 5 dak.sonra             sonra en az 2 kelimeyi hatırlar.
hatırlayamaz.
 
Hece, rakam ve kelime hafızası yoktur                             Üçünde de gelişme kaydedilmiştir.
 
Uzun dönem hafıza : Geçmişte öğrendiklerini                   Annelerin raporuna göre 2-3 yıl önce öğrendikleri bilgiler geri geldi.
hatırlayamaz
 
Yukardaki tablo başlangıç ve tedavi sonrası hafıza seviyelerini göstermektedir.
 
 
Ele alınan parametrelerin eşli (Tedavi öncesi: Tedavi sonrası ) kıyaslamaları non-parametrik Wilcoxon testi ile yapılmıştır. ( Değerlendirmeler subjektif olduğu için non-parametrik testler kullanılması daha uygundur.) Wilcoxon testi sonucuna göre tüm Tedavi öncesi ve Tedavi sonrası kıyaslamaları istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Aşağıdaki tabloda kıyaslama sonucu p değerleri sunulmuştur.
 
  Tedavi öncesi Tedavi sonrası   P Değerleri
 Konuşma 3,14 10,86   p=0,016
Dikkat 13 3,57   p=0,017
Davranış 11,14 2   p=0,016
Hafıza 2,29 7,71   p=0,017
Denge 4,57 1,57   p=0,014

 
 
 
 
 
 
 
 
 
Bu kıyaslamalarda ortalama değerler esas alındığı için aşağıda ortalamalara ait değişimler grafik üzerinde açıklanmaya çalışılmıştır.
 
 
 
Alternatif olarak bu subjektif çalışmalarda ortalama yerine bazen kullanılan (sapmaların çok olduğu veriler için daha doğru bilgi sunduğu düşünülen) medyanlara ait grafikte sunulmuştur. Her ikisi de çok belirgin olan değişim farkını kolayca ortaya koymaktadır.
 
 
 
 
 
 
Ortalama 20 ila 40 seans arasında olumlu değişiklikler gözlemlenmiştir. Raporlara  ve ailelerden alınan bilgilere göre ,tedavi sonrası çocuklar 4-5 kelimelik cümleler kurmaya,kendilerini daha iyi ifade etmeye başladılar.Dikkat konsantrasyonları anlamlı bir şekilde arttı,daha kontrollü,daha az dürtüsel davranışlar gösterdiler.Denge problemi olan çocuklarda da anlamlı ve olumlu değişiklikler gözlendi.Kurallara uymaya, komut almaya başladılar.Uzun ve kısa dönem hafızalarında olumlu gelişmeler gözlendi.Daha iyi ve daha hızlı öğrenebilir hale geldiler.Daha önce kendilerine öğretilen ama geri getiremedikleri bilgiyi geri getirmeye başladılar.
 
Çocuklardan bir tanesi mozaik tipti ve  şu  anda  yaşıtlarıyla birlikte aynı eğitimi alıyor.Okuma yazmayı söktü;dikkat konsantrasyonu bir ders süresi boyunca 30 dakikayı geçiyor,öğretmeni çok memnun.Kendi yaşıtlarıyla anlamlı oyun oynuyor ve iletişim kuruyor. Neurofeedback tedavisiyle yaptığımız değişikliklerle, özel eğitim dışında çok fazla seçenekleri olmayan bu çocukların yaşam kalitelerini arttırabiliriz.
 
TARTIŞMA  :
 
Kontrolsüz yapılan QEEG rehberli bipolar montaj neurofeedback eğitiminde vakalarda hızlı ve önemli değişikler kaydedilmiştir.Neurofeedback’in Dikkat Eksikliği,Hiperaktivite ve Öğrenme Güçlüğü semptomlarında etkili olduğu raporlanmıştır.Bu çalışma Down sendromlu çocuklardaki dikkat, konsantrasyon, hafıza, öğrenme, denge, davranış problemlerinde etkili olduğunu göstermiştir. Kortekste  yüksek delta ve theta dalgalarının azaltılması ve beta dalgalarının arttırılmasıyla olumlu gelişmelerin olduğu gözlemlenmiş,karşılaştırılmalı çekilen QEEG’de bunu göstermiştir. Kontrollü çalışmalar yapılmalıdır.
 
 


kaynak
Beni Anlayan Degil Yaşayanlara...


 


SimplePortal 2.3.3 © 2008-2010, SimplePortal